Sağlıklı Yaşlanma

GÜLİSTAN BAHAT ÖZTÜRK

Sağlıklı Yaşlanma

GÜLİSTAN BAHAT ÖZTÜRK

Sağlıklı veya başarılı yaşlanma, yaşlanırken fiziksel, bilişsel ve sosyal alanlarda iyilik, fonksiyonellik ve bağımsızlık halinin korunabilmesi veya iyileştirilebilmesi, yaşam kalitesinin ideal seviyelerde sürdürülebilmesi ve yaşam süreçleri arasında başarılı geçişlerin sağlanabilmesidir.

Ülkemizde doğumda beklenen yaşam süresi 1937’de ortalama 35-36 yıl civarında iken 2013 yılında ortalama 77 yıl olarak belirlenmiştir. Ek olarak ülkemiz genelinde 65 yaşındaki bireylerde beklenen yaşam süresi de yaklaşık 15 yıl olarak ifade edilmiştir. Buna göre yıllar içinde dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de beklenen yaşam süresi artmış, bireyler yaşamlarının daha yüksek oranlardaki bölümlerini ileri yaşlarda geçirmeye başlamıştır. Bu nedenle “sağlıklı yaşlanma” hem birey hem de toplum için giderek daha önemli ve gerekli hale gelmektedir.

Yaşlanma bireyin mevcut vücut yapı ve işlevlerinde bozulmalarla giden, kronik hastalık ve ilaç kullanımı sıklığının arttığı, tüm bunların neticesinde kişinin şikayetleri, işlevselliği ve bağımsızlığında sorun oluşmasına aday bir yaşam dönemidir. Yaşlılarda en çok görülen dahili hastalıklar yüksek tansiyon, şeker, kolesterol yüksekliği, bunların sonucunda oluşan kalp-beyin-damar ve böbrek hastalıkları ve kemik erimesi gibi rahatsızlıklar, bilişsel hastalıklar ise bunama ve depresyondur. Yine kireçlenme, kemik erimesi ve diyabet gibi hastalıkların ortak sonucu olarak hareket-denge problemleri, yaşlanmaya bağlı fizyolojik değişiklikler veya katarakt gibi hastalıklara bağlı görme ve işitme sorunları baş gösterebilir. Ancak tüm bunlar kaçınılmaz sonuçlar değildir. Çünkü yaşlılıkla birlikte insan vücudunda bir takım olumsuz fizyolojik değişiklikler beklenmekte ancak olumsuz sağlık davranışları ve olumsuz çevre faktörleri, bu fizyolojik değişikliklerin etkisini daha da olumsuz hale getirmekte, korunmanın mümkün olduğu bazı problemler ve hastalıkları ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu olumsuz sağlık davranışlarından kaçınarak ve çevre koşullarını olabildiğince olumlu hale getirerek, yaşlanma ile ortaya çıkabilecek problemlerden büyük ölçüde korunmak olanaklıdır.

Sağlıklı yaşlanabilmek için, yaşamın erken dönemlerinden itibaren sigara ve fazla alkol kullanımından kaçınılması, yeterli fiziksel aktivite yapılması, dengeli ve yeterli beslenme büyük önem taşımaktadır. Aşırıya kaçmayan ancak yeterli güneş maruziyeti önerilmektedir. Tüm bu etmenler, yaşlıları en çok etkileyen hastalıklar olan yüksek tansiyon, şeker, kolesterol yüksekliği, kalp-damar hastalıkları, inme, kanser, kemik erimesi, depresyon ve hatta bunama gibi hastalıkları engelleyebilir veya öteleyebilir. Yine sosyal yaşam aktivitelerine ve sosyal ilişkilere yer verilmesi sosyal ve işlevsel olarak sağlıklı yaşlanmak için çok önemlidir. Tüm bu yaşam biçimi ilkelerine pek tabii ki yaşlılık döneminde de dikkat edilmelidir. Bazı kronik hastalıklar varlığında ve/veya yaşlılık döneminde ilgili hastalıklardan korunma amacıyla grip, zatürre, tetanoz ve zona aşılamaları uygulamaları ve kemik erimesi taraması ve tedavisi faydalıdır. Beklenen yaşam süresinin 5-10 yıl ve üzeri olduğu bireylerde ek risk faktörü olmasa bile bazı özgün kanser taramaları (40’lı-50’li yaşlardan itibaren meme kanseri, barsak kanseri, rahim ağzı kanseri ve muhtemelen prostat kanseri taraması) yaşam kalitesi ve süresini artırabilir. Yine düşmelerin engellenmesi, hareket ve denge problemlerinin görece fazla olabildiği bir yaşam dönemi olan yaşlılık döneminde koruyucu uygulamalar arasında özel bir yer bulmaktadır. Primer koruyucu uygulamalar dışında, yaşlılık döneminde görece sık görülen problemler olan idrar kaçırma, kabızlık ve uyku bozukluklarının taranması ve tedavi edilmesi yaşam kalitesinin artması ve sağlıklı yaşlanmaya katkıda bulunacaktır.

Sonuç olarak yukarıda özetlenen genel sağlıklı yaşam ilkelerine uyulması, koruyucu hekimlik uygulamaları ve tedavi edilebilecek problemlerin erken tespiti ile sağlıklı ve aktif yaşlanmak çoğu zaman mümkündür. Bu tip uygulamalara başlamak için, yaşam beklentisi çok düşük olan bireyler dışında, yaşamın hiçbir dönemi geç değildir ve zararın neresinden dönülse kardır.

 

Kaynaklar

  1. http://publications.gc.ca/collections/Collection/H39-612-2002-1E.pdf Erişim tarihi: 30 Aralık 2014.
  2. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Türkiye’nin Demografik Dönüşümü, s.13.
  3. http://www.tuik.gov.tr/HbPrint.do?id=16124 Erişim tarihi: 30 Aralık 2014.
  4. Aydın ZD. Toplum ve birey için sağlıklı yaşlanma : Yaşam biçiminin rolü. Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2006;13(4):43-48.

Bu yazı 3.923 kez okundu.