65 Yaş Üstü Bireylere Sokağa Çıkma Yasağı Konusunda Basın Açıklaması

Türkiye’de, 65 yaş ve üstü bireylere, 21 Mart’tan bu yana “sokağa çıkma, açık alanlarda, parklarda dolaşma ve toplu ulaşım araçlarını kullanma yasağı” uygulanıyor. Bu geniş kapsamlı önlem, COVİD19 hastalığının yaşlılarda özellikle ağır seyretmesi nedeniyle alındı.

Öte yandan,yaşlılara ilişkin, “zaten evde oturuyorlar” “zaten çalışmıyorlar” “zaten aileleri tarafından bakılıyorlar” gibi bir dizi önkabul ve önyargının;aslında herkesi kapsayan “evde kal” çağrısının, yaşlılar için “yasak” şeklinde uygulanmasını kolaylaştırdığı görülüyor.

Ancak “sokağa çıkma yasağı”nın uzaması 65+ bireyler açısından sorun yaratıyor: Bu sorunların en kolay görünen ve gözleneni, “evde hapis kalma” halinin neden olduğu bunaltıcı ruh durumu. Ancak bu koşulların, yaşlıların fiziki durumunu da etkileyeceği, bağışıklık sistemi üzerinde yeni bir baskı oluşturabileceği yolunda görüşler de var.

65+ Yaşlı Hakları Derneği olarak, COVİD19 pandemisine karşı en etkin önlem olan evde izolasyon uygulamalarının, ve haftasonlarıyla sınırlı da olsa sokağa çıkma kısıtlamalarının önümüzdeki haftalarda da devam edeceğini dikkate alarak aşağıdaki öneriler ve uyarıları yapmayı gerekli görüyoruz:

  1. 65+ bireylerin, durum ve davranışları, ihtiyaçları, sağlık durumları ve riskleri açısından yekpare bir kitle olmadığı unutulmamalıdır. Bu kişiler arasında, yaşamak için çalışmak zorunda olanlar da var. Başlangıçta ve olayın aciliyetine uygun olarak, tek kalemde şekillendirilen yasak kararının, bu geniş kitlenin farklı durum ve ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerekiyor.
  2. Özellikle bilişsel, psikolojik ve fiziksel rahatsızlıkları nedeniyle özel ihtiyaçları olan 65+ bireyler için, 9 Nisan tarihli İçişleri Bakanlığı genelgesiyle, “özel ihtiyaçları olan çocuk ve gençler” için getirilen istisnaya benzer bir uygulamanın hızla hayata geçirilmesi doğru olacaktır. Böyle bir düzenlemeyle, bu kişilerin, gerektiğinde refakatçılarıyla birlikte günlük fiziki aktivitelerini yapmaları sağlanabilir.
  3. 65+ bireylerin, genel sokağa çıkma kısıtlaması günlerinde, günün belli saatlerinde, kendi mahalleleriyle sınırlı olarak, ve temel hijyen önlemlerine dikkat ederek sokağa çıkmalarına izin verilmelidir. Artık işlerlik kazanan İl ve İlçe Pandemi Kurulları, kendi bölgelerindeki ihtiyaç ve koşulları en iyi değerlendirerek, bu iznin ayrıntılarını düzenleyebilirler.
  4. 21 mart tarihli genelgeyle, özellikle yalnız yaşayanlar başta olmak üzere, yaşlıların temel ihtiyaçlarının karşılanması bir dizi önlem alınmıştır. Bu önlemler, Valilikler,Kaymakamlıklar, Büyükşehir ve ilçe Belediyeleri  tarafından büyük özveri ve çabayla yürütülüyor.  Ancak yürütülen çalışmaların, yaşlıların temel ihtiyaçlarını –ilaç, gıda ve temizlik malzemeleri gibi- karşılamakla sınırlı kaldığı görülüyor. Oysa, meselenin özü, 65+ bireylerin toplam “iyilik hali”nin nasıl korunacağını düşünmekten geçmektedir. Yaşlıların ruhsal, fiziksel ve sosyal “iyilik halleri” bir bütün olarak ele alınmalı ve bir bütün olarak korunmaya çalışılmalıdır. Bu hedefin, sadece Kaymakamlık ve Belediye çalışanlarının çabası ile sağlanması, sürdürülmesi zor gözükmektedir. Bu kapsamlı seferberliğe sivil toplum kuruluşlarının, gönüllülerin katılımı sağlanmalı, teşvik edilmelidir.
  5. Bütün iyileştirici düzenlemelere rağmen, pandemi koşulları sürdükçe, 65+ bireylerin evde izolasyonu temel koruyucu önlem olacak. Bu durum uzadıkça, aile, akrabalar ve komşulardan oluşan yakın koruma çemberinin üzerine düşen sorumluluk artacaktır.  Bu çemberde yer alan kişilerin, yaşlıların “iyilik hali” için, bugüne kadar yaptıklarından farklı ve yeni neler yapabileceklerini düşünmeleri, yaratıcı yeni yollar bulmaya çalışmaları gerekiyor: Yaşlılarla oyun oynayalım, hobi geliştirelim, balkona çiçek ekelim, eve kuş-kedi alalım… Ama her şeyden önce, yaşlının bir birey olduğunu, oturacak bir köşe, bir kap sıcak yemek, yatacak yataktan öte ihtiyaçları olacağını hep aklımızda tutalım.