Başkan Biden’ın Dertleri ve Yaşlanmanın Gerçeği

  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •  
  •  

27 Haziran’da CNN’de yayınlanan “Başkanlık Tartışması” Başkan Biden’in sağlık durumu hakkında büyük ve katmanlı bir tartışma başlattı. Biden’in fiziksel ve bilişsel durumunun başkanlık sorumluluklarını yerine getirmeye yeterli olup olmayacağı konusunda, çoğunlukla spekülatif değerlendirmeler; Biden’in 81, rakibi Trump’ın 78 yaşında olmasından hareketle yaşçılığa varan görüşler gündemde. Bu tartışmalar ortasında, Dr. Patricia Bedard konuyu daha az bilinen ama yaşlanma sorunları konusunda gerçekten yol gösterici olabilecek başka bir kavramı kullanarak değerlendiriyor: Kırılganlık. Ve bu kavrama “kağıttan kayık” benzetmesiyle açıklık getiriyor.
Dr. Patricia Bedard iç hastalıklar, geriatri ve palyatif bakım uzmanı. New York Eyaleti İnfaz Kurumları İdaresi’nde cezaevlerinde kalan ileri yaşlı tutuklu ve hükümlülerle çalışıyor, sağlık ve adalet sistemi üzerine düzenli yazıyor. 

Biden Amerikalılardan kendisinde kendilerini görmelerini ve televizyondaki performansını her zaman olduğu kişiden hem geçici bir sapma hem de o kişiliğin bir devamı olarak kabul etmelerini istiyordu: Sıkıntıları olan, tökezleyebilen ama hırsı, kendine olan sadakati ve güveni hakaret ve fenalıklara karşı dirençli bir dayanak sağlayan bir kişi.

Haberciler ve biyografi yazarları geçtiğimiz günleri Biden’in durumunun ciddiyeti ve doğası hakkında düşünmekle, işaretleri kaçırıp kaçırmadıkları ya da kandırılıp kandırılmadıklarını sorgulamakla geçirdiler. Amerikalılar bir anda Başkan’ın fiziksel ve zihinsel olarak ülkeyi yönetmeye uygun olup olmadığı ve kendi hakkında kendi yaptığı değerlendirmeye güvenip güvenemeyecekleri konusunda spekülatif bir tartışmanın içine girdiler. Bir zamanlar olduğu kadar rahat yürüyemeyen, konuşamayan ya da tartışamayan bir kişinin “tekrar ayağa kalkması” ne anlama gelir? Ve televizyon programındaki görüntüsünden, o yayından sonra beri ortaya çıkan hafıza kayıpları, gün içinde uyuklamalar ve ara sıra kafa karışıklığı nöbetleri hakkındaki haberlerden ne anlamalıyız?

Ben bir geriatri uzmanıyım, uzmanlık alanı yaşlı yetişkinlerin bakımı olan bir hekimim. Tartışmayı izledim ve diğer izleyicilerin gördüklerini gördüm: Cesurca sicilini ve ulusunu savunmaya çalışan ancak sadece birkaç ay önce yaptığı Birliğin Durumu* konuşmasından bu yana hızla gerilemiş görünen bir başkan.

Ülke olarak, yaşa bağlı zafiyet konusunda tam ya da doğru bir tartışma yürütmüyoruz. Başkan Biden’ın klinik durumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi değilim – ve burada spekülasyon yapmayacağım. Ancak kafa karıştıran bu kadar çok varsayım ve tahmin karşısında, yaşa bağlı gerilemenin neye işaret edebileceği konusundaki bazı yanlış anlamaları çözmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu yapmak, iyi tanımlanmış ancak yeterince tanınmayan bir kavramı anlamayı gerektirir: klinik kırılganlık.

Yaşlandıkça herkes aşınma ve yıpranma, hastalık ve stres biriktirir. Hepimiz zaman zaman uykusuz kalmayı, jet lag ile mücadele etmeyi, virüs kapmayı, takılıp düşmeyi ya da ilaçların yan etkilerini yaşamayı bekleyebiliriz. Ancak kronik ya da ciddi hastalığı olmayan genç ve orta yaşlı insanlar için bu tür rahatsızlıklar genellikle uzun vadede bünyemizin işleyişini değiştirmez. Kırılgan yaşlılar için durum böyle değildir.

“Kırılganlık” sadece halk arasında kullanılan bir terim değildir; ilk olarak geriatrist ve halk sağlığı uzmanı Dr. Linda Fried** tarafından tanımlanan ve stres, yaralanma ve hastalıklara karşı fizyolojik dayanıklılıkta genel bir azalmayı tanımlayan ölçülebilir bir klinik sendromdur.

Geriatri alanı, kendi başına hastalık olmayan, ancak yaşlanan bir bedenin nasıl savunmasız, dengesiz ve zorlukların üstesinden gelemez hale gelebileceğini gösteren bir dizi durumu kabul eder. Bu durumlar, yaşlılığın tanıdık zorluklarından kaynaklanır – azalan görme ve işitme, zayıflayan kaslar, kırılgan kemikler, gizli inmeler geçiren beyinler, sertleşen arterler ve çok çalışan organlar üzerinde ömür boyu sağlıklı alışkanlıkların bile tamamen önleyemediği stres.

Kırılganlık en önemli, her şeyi kapsayan geriatrik sendromdur: Başkalarının bazen yaşlılığın biriken yükleri olarak anladığı şeyi tanımlamak için kullandığımız çerçevedir. Yaşlı olan herkes kırılgan değildir ve kırılgan olan herkes de yaşlı değildir, ancak kırılganlık insanlar yaşlandıkça son derece yaygınlaşır (85 yaşın üzerindeki insanların dörtte birini etkiler) ve genellikle ciddi zafiyet ve gerilemenin öncülü olur.

Başkan Biden’ın televizyondaki performansını çevreleyen kafa karışıklığının çoğu, işlevselliğinin belli ve tutarlı bir düzeyden ziyade, “iyi ve kötü günleri oluyor” şeklinde tanımlanmasından kaynaklanmaktadır. Bu açıklamalar spekülasyon ve şüphecilikle karşılandı: Eğer haberlerin öne sürdüğü gibi, bilişsel sürçmelerin yaşandığı birden fazla vaka varsa ve bunlar giderek sıklaşıyorsa gerçekten o kadar da iyi durumda mı? Bu, durumunun bir şekilde örtbas edildiği anlamına gelmez mi?

Başkan’ın sağlık sorunlarının detaylarını bilmeden, derim ki: “belki ama şart değil.” İyi günlerin ve kötü günlerin değişen oranı genellikle klinik kırılganlığın görünüş şeklidir. Kırılganlıktaki düşüş örüntüsü, bir kişinin sağlığının kademeli olarak azalması, yavaş yavaş aşağıya giden eğimli bir çizgidir.

Dr. Patricia Cantley***, kırılgan hastalarına ve yakınlarına durumu açıklamak için şöyle faydalı bir benzetme öneriyor: Güzel, ustalıkla yapılmış bir kağıttan kayık harikadır, suyun sakin olduğu, güneşin de parladığı sürece zorlanmadan yüzer. Ancak rüzgar aniden bastırırsa veya dalga çıkarsa, kağıttan kayık kolayca zedelenir, alabora olabilir ve düzeltilse de eskisi gibi yüzmesi pek mümkün olmaz.

Kırılgan yaşlılar için ani çıkan rüzgâr, soğuk algınlığı ya da soğuk algınlığı ilaçlarının yan etkileri olabilir. Ya da yaşlanmanın doğal bir özelliği olan keder ve kaybın getirdiği bir depresyon nöbeti veya kalçanın kırılmasına yol açan bir tökezleme. Kırılganlık en iyi şekilde, egzersiz, uyku, kişinin kilosunu korumak için sağlıklı bir diyet, tıbbi durumların dikkatli yönetimi ve yalnızlığı önlemek için sürekli, tatmin edici ilişkiler gibi özenli kişisel bakım yoluyla önlenebilir ve yönetilebilir. Ancak bunların hepsi büyük ölçüde zarar azaltma çabalarıdır. Zaman geçer, bedenler zayıflar. Hepimizin 100. doğum günümüze kadar mükemmel bir sağlıkla yaşayabileceğimize dair artan beklenti, fazla değer biçilen uzun ömürlülüğü hezeyan noktasına kadar abartan bir kültürü yansıtıyor.

Yaşlanmak genellikle biriktirilmiş bilgelik, deneyim ve hatta mutluluk anlamına gelir, ancak aynı zamanda yavaşlamak anlamına da gelir. Bizim kültürümüz, özen göstermek, akıl hocalığı yapmak ve deneyim açısından sunacak çok şeyi olan yaşlı insanların potansiyel katkılarını büyük ölçüde küçümsüyor ve bunun yerine onları sürekli olarak külfet olarak tasvir ediyor. Oysa insanların kırılgan olduğunu kabul etmek, onları artık üretken, onurlu veya eksiksiz olarak görmemek anlamına gelmez. Bu, onların bilişsel açıdan önemli ölçüde yetersiz oldukları ya da yakın zamanda ölecekleri anlamına da gelmez.

Kırılganlıkla birlikte başarılı bir şekilde yaşayan yaşlılar, artık her zamanki gibi işlev görmeyi beklemedikleri ve beklenmemesi gereken bir yaşam evresine geçiş yapmışlardır. Bu, kişinin alışkanlıklarını ve rutinlerini daha yavaş tempolu, daha az değişken bir hayata uyum sağlayacak şekilde değiştirmesi, yaşın hem ayrıcalıklarını hem de kısıtlamalarını zarafetle kabul etmesi anlamına gelebilir.

 

* Birliğin Durumu (“State of the Union”), ABD Başkanlarının her yılın hemen başlarında Kongre’nin ortak oturumunda yaptıkları konuşma. Başkan Anayasa gereği yaptığı bu sunumda hem ABD ve dünyanın durumu hakkında bir değerlendirme yapar, hem de yasama ve bütçe gündemini ve yönetiminin önceliklerini açıklar. Başkan Biden 2024 yılı Birliğin Durumu konuşmasını 7 Mart’ta yapmıştı.

** Linda P. Fried, Amerikalı geriatrist ve halk sağlığı uzmanı. Columbia Üniversitesi Mailman Halk Sağlığı Okulu’nun ilk kadın dekanı ve üniversite bünyesindeki Robert N. Butler Yaşlanma Araştırmaları Merkezi’nin direktörü.  Araştırmaları kırılganlık, sağlıklı yaşlanma ve toplumun yaşlanan bir nüfustan nasıl başarılı bir şekilde yararlanabileceği üzerine odaklandı. Yaşlılıkta kırılganlık durumunun kavramsallaştırılması ve ölçeklendirilmesinde öncü çalışmalar yaptı.

*** Dr. Patricial Cantley, 1997’te İskoçya’da yaşlı sağlığı alanında çalışmaya başladı. 2014’ten bu yana yaşlı ve kırılgan hastalara hastane yatışından farklı seçenekler sunmayı amaçlayan  “Evde Hastane” sistemini geliştirmeye çalışıyor, Royal Infirmary of Edinburgh’da “Kırılganlık Ekibi”nin üyesi. 

Bu yazı ilk olarak 5 Temmuz 2024 tarihinde New York Times’ın Yorum sayfasında yayınlandı.


  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •  
  •