"Hayat Dediğimiz Şey, Zamanımız"

“Hayat Dediğimiz Şey, Zamanımız”

Yönetim Kurulu Başkanımız Gülüstü Salur’un EQ İnsan ve Yaşam Dergisi’nin Ağustos-Eylül 2019 sayısında yer alan ‘Hayat Dediğimiz şey, Zamanımız” başlıklı söyleşisine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

https://eqdergi.com/eq90/dr-gulustu-salur-hayat-dedigimiz-sey-zamanimiz/

EQ İnsan ve Yaşam Dergisi Ağustos – Eylül 2019 sayısında sizleri “İleri yaş dönemini hayatın olağan akışında doğal bir dönemeç kabul etmek ve hayatı son ânına kadar anlamlı yaşamak” üzerine zihin açan bir söyleşiye davet ediyor. Çünkü, 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Dr. Salur’un deyişiyle, “Hayatı yaşamaya değer kılmak, ömür uzadıkça başka bir derdimiz olacak bizim.”

Dr. Gülüstü Salur, Kognitif Nöroloji konusunda uzman. İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji anabilim dalında yaptığı ihtisasın yanı sıra Chicago Northwestern Üniversitesinde üst ihtisas ve Alzheimer hastalığı ve benzer demanslarla ilgili ileri araştırmalar yapmış ve bu alanda araştırmacı olarak çalışmış. 

Kendi deyimiyle yaşlılara yol arkadaşlığı yapıyor uzun yıllardır. Çeşitli üniversitelerde misafir öğretim üyesi olarak dersler verip araştırmalar yaparken, bir yandan da muayenehanesinde stajyerler yetiştiriyor.

“DERNEK OLARAK DENEYİM, BİLGİ, BİRİKİM AKTARIMINI, KALİTELİ HİZMETİ ÇOĞALTMAYI BİRİNCİ VAZİFEMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ.”

65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Dr. Salur ile ileri yaşların güzelliklerini, sorunlarını, yapılanları ve yapılması gerekenleri konuştuk. Yaşlılıkla ilgili algıların değişmesi gerektiğini vurguluyor Dr. Gülüstü Salur: “İnsanlar, yaşlı ve mutlu olabilirler, yaşlı ve üretken olabilirler, yaşlı ve aktif, yaşlı ve hayatın içinde. Hayat engelleri de olan bir maraton, kısa mesafe koşusu değil. Her dönemin olduğu gibi yaşlılığın da çeşitli zorlukları olabiliyor.” 

Derneğinizin kuruluş hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

Kişisel olarak ben yaşlılara hizmet veren, ağırlıklı olarak yaşlılar ve yakınlarıyla çalışan, klinik hizmet veren bir hekimim. 20 seneyi aşan bir süredir de yaşlıların hayatlarına misafir oluyorum, yol arkadaşlığı yapıyorum. Keza, ailelerine de. Bu süreçte tabii, yaşlanmanın her yüzüyle haşır neşir oldum ve çok özel birçok insanla tanıştım. Onlar kendi yakınlarının yaşlılığına eşlik ederken, hep yaşlanmanın ne olduğunu, yaşlanmanın nimetlerini, külfetlerini, ama değişik bir yaşam dönemi olduğunu konuştuk. Bu değişik yaşam döneminin de hazırlanılması gereken tarafları var. Biz hayata dair kafa yoran yetişkinler olarak ve ömrümüz olur da yaşlanacaksak, kendi yaşlılığımızla ilgili aşağı yukarı bizi nelerin bekleyebileceğinden haberdar olan bir grup olarak Yaşlı Hakları Derneği’ni kurduk.

Ne tür faaliyetler yürütüyorsunuz?

Yaşlılık alanında eğitimler veriyoruz. Yaşlanmakta olan kişilerin kendilerine, yakınlarına, onlara hizmet sağlayanlara, yaşlılarla çalışan, etkileşen herkese eğitimler veriyoruz. Belediyelerle çok önemli çalışmalarımız var. İstanbul’daki bütün belediyelere ulaşmaya çalıştık. Bir kısmının yaşlı hizmetleri çok iyi zaten. Bir kısmı yeni başlamak istiyor. Onlarla bir yaşlı hizmetleri standardizasyonu yolundayız. Mesela, Kadıköy Belediyesi bir Alzheimer Gündüz Aktivite Merkezi kurdu. Bizim profesyonellerimiz, uzmanlarımız orada on haftalık bir eğitim programı yaptılar. Bu yaşlılara hizmet veren tüm profesyonellerle hemşireden psikoloğa, mutfak görevlisinden, ulaşım görevlisine karşılıklı paylaşımlarla geçen bir süreçti. Bunun dışında Bağcılar ve Beşiktaş belediyesi ile çok önemli çalışmalar yapma fırsatımız oldu. Bazı belediyelerde yaşlı nüfusu fazla olduğu için yaşlı hizmetlerinde daha ilerdeler. Ama yaşlı nüfus fazla olmasa da göçmen sayısı fazla olan Sultanbeyli Belediyesi ile göçmen yaşlılarla çalışmalar planlıyoruz.

Yaşçılık ile mücadele, doğru yaşlılık algısının oluşması önemli bir hedefimiz. Ayrıca yaşlının mekânla ilişkisi, yaşlının finans ile ilişkisi, üstünde çalıştığımız konular. Özellikle finansal suiistimaller mağduriyet yarattığı için bu öne çıkıyor. Kamu spotları, eğitici videolar hazırladık bununla ilgili. Bankalar arası kart merkezi ile yaptık bu videoları. Bankaların, yaşlıları koruyucu tedbirler geliştirmeleri için onlarla işbirliği yapıyoruz. Ama onun dışında da yaşlanmanın finansal hazırlık gerektiren bir yaşam dönemi olduğunun çok farkındayız ve bununla ilgili çalışmalarımız da var. Ayrıca çalışma ömrümüzün uzaması gerekiyor hepimizin. Hem kendi yaşlılığımızın ekonomisi anlamında hem de topluma, gençlerimize yük olmamak anlamında üretkenliğimizin sürmesi gerekiyor.

“GENÇLERE, BÜYÜKANNELE-
RİNİZİN YEMEK TARİFLERİ KAYBOLMASIN DİYORUZ; SİZ DE ÖĞRENİN. BU BİR KÜLTÜR MİRASI.” 

Üretkenliğin sürmesinden kastınızı biraz açabilir misiniz?

Benim burada kastettiğim sosyal güvenlik sistemlerinin dayattığı bir memuriyet halinin yetmişlere kadar devam etmesi değil. Hobinizi de gelir kaynağına çevirebilirsiniz. Sağlıklı kalmanın önemli gereklerinden birisi de bir amacın olması. Bir esnek geçişin planlanması gerekiyor. Mesela hocalık gibi mesleklerde yaş haddinden emeklilik çok sınırlayıcı. Amerika’da bu yasaklandı. Yaş, tek faktör olamaz. 

Gelişen dünyaya uyum sağlanmasına yönelik faaliyetleriniz var mı? 

Teknoloji bir lüks değil artık. İhtiyaç da değil, zorunluluk oldu. Öyle ki yakında hastaneden randevu almak ancak bir mobil cihazdan randevu almakla, tahlil sonuçlarına ulaşmak ancak bir teknolojik aracıyla mümkün olabilecek. Tabii ki yaşlıların teknolojiyi kullanabilir olmalarını sağlamak çok çok önemli. Teknoloji sonradan hayatlarına girdi bugünün yaşlılarının. Bu yeni bir kavram belki yaşlılar için, ama olması gereken bir kavram. Yaşlıları teknolojik kapsayıcılığın dışında bırakmak, hakkımız ve haddimiz değil.

Yaşlılığa hazırlanmak için ne yapmak gerekiyor?

Bir kere kendini tanımak gerekir. Kendini tanımak, kendi sağlık durumunun farkında olmaktan tutun da kendi sosyal dinamiklerinin farkında olmak, güçsüz taraflarını tanıyor olmak. Bir de, para ve insan biriktirmeli yaşlanırken. Sosyal ve finansal yoksunluğa düşmemek gerekli. Sağlık riskleri, aile riskleri varsa onlarla ilgili tedbir almak. Nerede yaşayabilirim ben, seçeneklerim neler olabilirle ilgili bir tahayyülü olmak, bunları yakınları varsa onlarla konuşuyor olmak. Teknolojiyi de kullanıyor olmak. Çalışmayı, üretmeyi planlıyor olmak. Ama bütün bunların da yolu, çok kişiye özgü olduğu için, kendini tanıyor olmaktan geçiyor. Kendini bilen, hayatın her aşamasında, o aşamanın gereklerini yapabiliyor aslında.

Özellikle büyük şehirlerde daha bir yalnızlık duygusu içindeler sanki?

Yalnızlık duygusu değil, yalnızlık gerçeği. Kuşaklar arası etkileşim çok çok çok önemli. Kuşaklar etkileştiği zaman, çocuklar hayata dair çok değerli şeyler öğreniyorlar. Koşulsuz sevgiyi, engellerden yılmamayı, hayat yolculuğunda inişlerin çıkışların olduğunu, hayatın değişik evrelerinin değişik hazları ya da değişik zorlukları olabileceğini onlardan öğreniyorlar. Her şey bir tarafa insanların kendi yaşlılık dönemlerine hazırlanabilmesi için de yaşlı modelleri çok önemli. Çünkü biz söylenileni, okuduğumuzu değil, gördüğümüzü yapıyoruz. Çocuk evde yaşlı görmüyorsa, anne babasının yaşlılığında onlarla çok da etkileşmeyi tahayyül etmiyor.

Yaşlılığa duyarlı bir toplum olabilmemiz için hepimize ne söylemek istersiniz?

Hayatın bütünlüğü içinde yaşlanmayı reddetmemek gerekiyor. En büyük iltifat, “Aa, genç gösteriyorsun,” olmasın. Hepimiz düşüyoruz bu tuzağa, ben dahil. Zarfın değil mazrufun önemli olduğunu gördüğümüz bir yaşam dönemi. O yaşam döneminin değerli ve güzel olmaya devam etmesi için hepimizin o dönemin farkında olması gerekiyor. Sadece kendi yaşlılığımız, anne babalarımızın yaşlılığı adına değil, bir toplum olarak yaşlılığın da hasır altı edilmemesi, saklanmaması, hayatın dışına itilmemesi gereken bir yaşam dönemi olduğunu bilelim ve öyle yaşayalım diyorum.