Ana SayfaBlogSözel KöşeBeyaz Perdede Yaşlılık: “Memories of a Burning Body”

Beyaz Perdede Yaşlılık: “Memories of a Burning Body”

Memories of a Burning Body (2024)

Memories of a Burning Body filmi, Şubat 2024’te 74. Berlin Uluslararası Film Festivali’nin Panorama bölümünde dünya prömiyerini yaptı. Kosta Rikalı senarist ve yönetmen Antonella Sudasassi Furniss’in beyaz perdeye aktardığı bu drama, 68 yaşındaki Ana, 69 yaşındaki Patricia ve 71 yaşındaki Mayela’nın gerçek anılarına dayanan ses kayıtları eşliğinde, kadın olmak, haz, arzu, aşk, evlilik ve ebeveynlik üzerine yaşanmışlıkları ve örtük gerçekleri tek bir oyuncunun bedeninde yeniden canlandırıyor. Cinselliğin tabu, cinsiyet normlarının ve toplumsal baskının oldukça katı olduğu bir dönemde, kadın olmanın çocukluktan yaşlılık dönemine kadar evrimini işleyen film, gerek mekan kullanımı, gerek çekim teknikleri ve kurgusuyla şiirsel bir belgesel tadı sunuyor. Memories of a Burning Body, birçok izleyicinin henüz anneleri, anneanneleri veya babaanneleriyle yapamadığı bir sohbet gibi…

Film kahramanlarından birinin söylediği son sözler: “Hayatımın en iyi dönemi çünkü tamamen özgürüm.” 

Kadınların yaşlanma belirtilerinden çekindiği ve bununla mücadele ettiği günümüzde film endüstrisinin ise daha çok genç kadınların hikayelerine odaklandığı gerçeğinin aksine, Memories of a Burning Body, gençliklerinde toplumsal cinsiyet rollerine göre değer bulan üç karakterin yaşlılık dönemlerinde bu rollerden sıyrılarak özgürleşmesi, yaşlılıkta cinsellik gibi pek rastlanmayan konulara değinmesi yönüyle izleyicilerine farklı bir bakış açısı sunuyor.

Filmin senarist ve yönetmeni Antonella: “Cinsellik her yaşta ama özellikle de yaşlı kadınlarda hala konuşulması gereken bir tabu. Büyükannelerimizi aziz olarak görmeyi seviyoruz ve ben bu miti gizemli bir hale getirmek istedim. Belli bir yaştan sonra, bir nevi yok olma eğilimindeler ve cinselliklerine sahip çıkan yaşlı kadınlara dair referanslarımız yok. Sinemadaki karakterlerin çoğu da anneler ve büyükanneler olarak tasvir ediliyor, güçlenmiş kadınlar olarak değil. Çoğu zaman kadın arzusuna yanlış bir şey olarak bakılıyor. Ben gençken bana bir kadının kendi arzusuna sahip olmadığı, itaatkâr bir kadın olduğu öğretildi. Genç kadınlar için durum değişiyor olsa da, yaşlı kadınların (65 yaşından sonra) böyle bir seçeneği yok; arzularını bastırmak zorundalar, erkek arkadaşları olamaz, geri planda kalmak zorundasınız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu web sitesi, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda European Bank for Reconstruction and Development ve Turkey Mozaik Foundation destekleriyle yapılmıştır.