Ana SayfaBlogBlogSözel KöşeFeruz Ertürer-Objektifin arkasında 75 yıl

Feruz Ertürer-Objektifin arkasında 75 yıl

90 yaşındaki usta fotoğraf sanatçısı Feruz Ertürer’in “Baktığı Yerde Başka Bir Dünya” adlı sergisi, Bulgur Palas’ta sanatseverlerle buluştu.

Feruz Ertürer objektifin arkasındaki 75 yılını anlatırken “Çekmeyeceğim hiçbir fotoğraf yoktur. Önemli olan o anın size bir şey anlatıyor olmasıdır. Çünkü siz tam olarak o anı çekiyorsunuz. Fotoğrafta asıl olan, o andır. Çünkü siz o anı çekerek tarihe bırakmış oluyorsunuz. Artık herkesin cebinde gayet kaliteli telefonlar var ve bunlarla güzel çekim yapabilirler. Elinizde bir fotoğraf makinesi olmasına gerek yok. Eğer fotoğrafı çekebiliyorsanız, siz o anı sabitleştirmiş ve tarihe mal etmiş olursunuz” diyor.

Feruz Ertürer’in ve “Baktığı Yerde Başka Bir Dünya” sergisinin öyküsünü Esin Hamamcı Gazete Oksijen’de yayınlanan röportajında anlatıyor.


Feruz Ertürer, 75 yılı aşkın süredir fotoğraf sanatıyla iç içe olan bir isim. Sanatçı, bugün 90 yaşında. Sanatının tüm dönemlerinden parçalar içeren, Bulgur Palas’ta Murat Gür küratörlüğünde gerçekleşen sergisi Baktığı Yerde Başka Bir Dünya’nın hikayesi çok eskiye dayanıyor çünkü Ertürer’in hayatı fotoğraf çekerek geçiyor.

Babası fotoğrafçı… Adapazarı’nda herkes onu “Şipşak fotoğrafçı”, namıdiğer Alaminütçü Ahmet olarak tanıyor ve dolayısıyla fotoğrafın içine doğmuş bir insan. Babasından sonra ağabeyi Mümtaz da meslek olarak fotoğrafçılık yapıyor ve Adapazarı’nda meşhur GRUP-5’in kurucularından biri oluyor. Adapazarı’ndan İstanbul’a açılan ve 1950-60’larda ciddi bir entelektüel ortam oluşturan GRUP-5, Ertürer’i de etkiliyor. Ağabey’i askere giderken, evde kurduğu karanlık odanın anahtarını kendisine veriyor. O da kendi fotoğraf anlayışını yansıtan bir oluşuma gidiyor ve GRUP-2’yi kuruyor. Uzun yolculuk, 15 yaşlarında başlıyor. Sonrasında aldığı teknik ressamlık eğitimi de fotoğrafa bakışını şekillendiriyor.


Bugün Bulgur Palas’ın her katına yayılan sergisi de Ertürer’in fotoğraf sanatına adadığı ömre odaklanıyor. Ertürer’le Baktığı Yerde Başka Bir Dünya üzerine konuştuk.

75 yılı aşan fotoğraf serüveninizden bir seçki… Çok etkileyici bir süre bu. Fotoğraf sizin için ne ifade ediyor? Sergi fikri nasıl ortaya çıktı?
Fotoğrafçılığı hiçbir zaman meslek olarak seçmedim ama fotoğraf benim için hayatın vazgeçilmez bir parçası oldu. Bu yüzden de makinemi elimden hiç bırakmadım. 1950’li yıllardan bugüne uzanan, sayısı binleri bulan çok büyük bir arşivim var. Yaklaşık bir yıl önce sevgili kızım Gülden Yılmaz, bu arşivi artık bir kitapta toplamayı teklif etti. Bu teklif sergiye de önayak oldu. Yıllardır tanıdığım çok kıymetli Murat Gür ve yeğenim Enis’le birlikte işe koyulduk. Fotoğrafları tek tek elden geçirdik. Yaklaşık 500 fotoğraf üzerinde sabırla çalıştık. Bu süreçte kitabın ve serginin hikayesini kaleme alan sevgili Nurten Yalçın Erüs’le düzenli olarak bir araya geldik. Her fotoğrafın çekildiği dönemi ve hikayesini ona anlattım. Sonunda 143 fotoğraftan oluşan, 256 sayfalık bir kitap ortaya çıktı. Kitap üzerinde çalışırken bir sergi açma fikri de kızım Gülden’den geldi. İşte böylece Baktığı Yerde Başka Bir Dünya sergisi de doğmuş oldu.

“Oradaydım ve çektim”

Orta format Lubitel makinenizle vizörden bakmak, dünyaya bakışınızı nasıl geliştirdi?
Fotoğraflarımın büyük çoğunluğunu Lubitel kare format makine ile çektim. TLR olarak adlandırılan bir segmentti eskiden, vizöre üstten bakarak çekersiniz. Elbette üstten bakmanın sağladığı bir kolaylık var. Neden derseniz, eğer kişileri ya da kişiyi çekiyorsanız onlar sizi fark etmiyor. Çünkü konuya ya da kişi, kişilere değil makineye bakıyorsunuz. Analog makinede enstantane, diyafram ve netleme tamamen elle yapılıyor, fotoğraf çekerken el melekeleriniz ve çerçevelemeniz hızlı olmazsa, ‘an’ı kaçırmanız çok olası. Çok hızlı karar verip, bütün kombinasyonları hemen düşünüp deklanşöre basmanız gerekli, yoksa o an filminizde değil, hafızanızda kalır. Bu da fotoğraf olmaz… İşte ben yıllarca o anı kaçırmamaya çalıştım. Gittiğim yerde, durduğum yerde, baktığım yerde fotoğraf çektim. Hep söylediğim bir söz vardır: Oradaysan çekersin. Ben de öyle yaptım. İleride sergi olsun, kitap olsun diye fotoğraf çekmedim. Oradaydım ve çektim. Sergide tamamı siyah beyaz olan fotoğraflarım sanatseverlerle buluştu.

“1953 ile 1970 yılları arasındaki eserleri var”

Küratör Murat Gür:
“15 yıldır tanıştığımız Feruz Bey’den bana gelen zarfta 500’e yakın sayıda, çoğunlukla siyah beyaz orta format film vardı. Filmler taratılarak, dijital formata dönüştürüldü. Kendisi ile çekilen kareleri inceledik ve 150’ye yakın fotoğrafı seçki olarak ayırdım. Her bir fotoğrafın üzerindeki banyo lekeleri, toz ve çizikleri temizledik. Seçilen fotoğraflara ait bilgiler Feruz Bey ve yeğeni Enis Bey’den sağlandı. Serginin ilk katında, odalarda fotografik özgeçmişi, döneminde kullandığı karanlık oda, matbaa sürecinden görüntüler, Feruz Bey’in fotoğrafçılığı hakkında fotoğraf ustalarının bahisleri ve belgesel gösterimi yer alıyor. Üst katta ise 69 adet eser kitaptaki kategorizasyona benzer şekilde odalardaki panolarda kullanıldı. Orta bölümde küratör yazısı ve kitap kapağında yer alan dairesel fotoğraf, diğer odalarda 50x50cm’den 80×120 cm’e kadar farklı ölçeklerde baskılar var. Çalışmalar 1953 ile 1970 yılları arasında çekilen çoğunlukla belgesel tarzda üretilen fotoğraflardan oluşuyor.”

Esin Hamamcı‘nın röportajı ilk olarak Gazete Oksijen’de 27 Şubat 2026 tarihinde yayınlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu web sitesi, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda European Bank for Reconstruction and Development ve Turkey Mozaik Foundation destekleriyle yapılmıştır.