Ana SayfaBlogBlogFaydalı BilgilerUzmanlarımız AnlatıyorProf. Fişek: “Yaşlılıkta ailesel ilişkiler dayanışma ve çelişki arasında bir gel-git oluşturabilir”

Prof. Fişek: “Yaşlılıkta ailesel ilişkiler dayanışma ve çelişki arasında bir gel-git oluşturabilir”

Ülkemizin en kıdemli klinik psikologlarından biri ve Derneğimizin Yönetim Kurulu üyesi olan Prof. Dr. Güler Okman Fişek doktora çalışmasını 1973’te University of Connecticut’ta tamamladı ve 1977’ye dek ABD’de lisanslı klinik psikolog olarak çalıştı. 1977-2012 arasında çalıştığı Boğaziçi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü’nden Emeritus Profesör olarak emekli oldu. Akademik çalışmaları ve eserleri, kültürel bağlam içinde benlik gelişimi ve aile içi ilişkiler, psikoterapi süreçleri ve kültür konuları üzerinde yoğunlaşıyor, çift ve aile terapisi uzmanlık alanlarından biri.

Yaşlanma keşkeler ve kabuller içeren bir muhasebe evresidir. Aslında farklı yaşlardan söz edebiliriz. Örneğin kronolojik, sosyal, psikolojik, işlevsel olarak yaş tanımları geçerlidir.

Yaşlılıkta ortaya çıkabilecek olası sorunları şöyle dile getirebiliriz:

  1. Fiziksel: Enerji ve fiziksel güç kaybı, hastalık, güzellik aşınması
  2. Bilişsel: Bazı zihinsel yetilerin azalması ya da kaybı, yeni teknolojilerle başa çıkma zorluğu
  3. Cinsel yaşamın azalması ya da yok olması
  4. İlişkisel: ölümler, eş kaybı, dulluk, ilişkilerin anlamlarını yitirmesi 
  5. Sosyal: akransızlık, kimsesizlik hissi, yalnız yaşamanın anlamsız olması, çevresel küçümsenme, emeklilik – ilk büyük değişim, rol kaybı, maddi zorluk
  6. Psikolojik/ruhsal: gelecek beklentisinin azalması, günlük başa çıkma zorlukları, zihinsel sorunlar, gençlik hayallerinin kaybolması, ölümü inkar edememek, yeniliğe karşı isteksizlik, kendi yaşamı üzerinde kontrol azalması, hobisiz olmak/yapacak bir şey bulamamak

Yaşlılığın olumlu yanları:

  1. Kendini, yaşamını kabul etme duygusu  benliğinin daha bir bütünlüğe kavuşması  olgunluk
  2. Aile içi destek ve yakınlık, çevre desteği
  3. Torunlu yaşam, birikim paylaşabilme, yaşama torunla bağlanma
  4. Uhrevi değerler; yaşama ve ölüme anlam verebilme, dini değerler
  5. Yaşlılığa hazırlık yapmış olmak

Sözü edilen bu konular kişinin öznel koşullarına göre farklı şekillerde öne çıkabilir. Kişinin öznel psikolojik durumu kadar nesnel koşulları da önemlidir. Örneğin maddi koşuları/olanakları, eğitim durumu, sağlık durumu kişinin yaşlanmayı nasıl değerlendirdiğini etkiler.

Yaşlının yaşam kalitesi üzerinde etkili olan çeşitli unsurlar olabilir. Amaçlananla gerçekleştirilen arasında uyum olması, sürdürülebilir iyilik hali, iyimserlik gibi özellikler yaşam kalitesini belirleyen unsurlardır. Kişi aktif mi, sosyal güvencesi var mı, sağlık durumu, sosyal ilişki ağının niteliği yaşam kalitesini belirleyen unsurlar arasındadır.

Yaşlılıkta Ailenin Rolü:

Aileyi zaman içinde gelişen kuşaklararası bir topluluk olarak düşünebiliriz. Yaşlı kişi birinin annesi, babası, kardeşi, akrabası; yani bir bağlam içinde varolagelmiş birisidir. Bu bağlar dolayısıyla aile önemlidir. Aile her toplumda önemliyken bizim kültürümüzde iyisiyle kötüsüyle kilit bir rol oynar.

Yaşam süresinin uzaması, yaşlılığın daha belirgin bir şekilde yaşanmasına neden olmakta. Farklı kuşaklar daha çok birlikte olmakta, yani çok kuşaklı bir aile yapısı ortaya çıkmakta. Bu ortamda destek alışverişinin artması ya da azalması yaşlı, genç tüm aile bireylerinin  yaşam kalitesini etkiler. İlişkiler karmaşıklaşabilir; doğum oranlarının azalması, boşanma, yeniden evlenme, karmaşık ve üvey aileler gibi yapılar ilişkileri etkiler. Bu durum bizi yeni bir olguyla karşı karşıya getirir. 20. Yüzyılın başında üç kuşağı birlikte görmek zordu. Son 125 yılda çok şey değişti; yaşlıların bunların bir kısmına ayak uydurabilmesi zor olabilir.

Günümüz koşullarında ailenin durumuna bakınca  ikili bir durumla karşı karşıya oluruz. Buna kuşaklararası dayanışma ve buna karşın kuşaklararası çelişki diyebiliriz. Bu kavramları dört ana konu altında ele alabiliriz. Duygusal ilişkiler, aile türlerinde farklılıklar, aile içi roller ve işlevlerin karşılıklı bağımlılığı,  yaşlı bakımıyla ilgili örüntüler ve sonuçları.

Yaşlılıkta ailesel ilişkiler dayanışma ve çelişki arasında bir gelgit oluşturabilir. Yaşlının ailesindeki erişkin kuşağın, yani yaşlının kızı ya  da oğlunun çalışıyor olması bir stres kaynağı olabilir. Yaşlı kişiyle ilgilenmek zor olabilir. Emekli ya da değil, yaşlı kişinin günlük döngüde yerini bulması zorlaşabilir. Bu yapısal bir çelişkidir. Aile bireylerinin ortak düzenlerini kurmaları belli bir müzakere/ayarlama gerektirebilir

Bir de kolektif bir çelişki söz konusu olabilir. Ailede destek görevi yapabilecek birden fazla erişkin çocuk olması ve sorumluluğun paylaşılması zor olabilir; kardeşler arası sorunlar, kayırılmışlıklar, anne-babalık tarzları sorun yaratabilir. Yaşlının bağımsız olma-dayanışma tercihi soruna dönüşebilir. Bu tür sorunlar yaşlı kişinin olduğu kadar diğer aile bireylerinin de psikolojik iyilik halini olumsuz etkileyebilir. Karşılıklı alma- verme durumları , maddi olsun manevi olsun abartılırsa söz konusu tüm kişilerde tepki yaratabilir.

Yaşlı kişilerin evlilik kalitesi de değişim gösterebilir. Eşler yaşlandıkça, istisnalar olsa da, evlilik doyumu bir ölçüde düşüş gösterir. Bunun nedenleri gelişen sağlık sorunları, artan stresler, tahammül ve dayanıklılığın azalması olabilir.

Eşlerden birinin hasta olması durumu daha da zor kılabilir. Burada evlilik süresindense yaşlanmanın getirdiği durumlar etkin olabilir. Genelde çocukluğu, gençliği ve erken dönem evliliği daha doyumlu geçenler yaşlılıkta daha dayanıklı olabilir diye bir beklenti varsa da bu durum çok farklılık gösterebilir.

Yaşlı kişi dul ise yaşadığı kaybı nasıl karşıladığı önem kazanabilir. Dul kalma öncesi yaşamın kalitesi önem kazanabilir. Kaybedilen eşle ilgili “iyi” ölüm denebilecek bir durum daha kolay hazmedilebilir. Dul kalanın erkek olması genelde daha zordur, depresyona yol açar dense de bu konuda çok farklı başa çıkma yolları bulanlar olabilir.

Yaşlı kişiye bakım verenler:

Yaşlı anne-babasına bakım verme durumunda olan yetişkin bireyler için bu süreç çok olumlu olabildiği kadar çok yorucu ve zorlayıcı da olabilir. Bu kişilerin yaşamları süresince nasıl bir ilişki geliştirdikleri bu aşamada çok önem kazanır; yani zaten sağlam bir zemini olan ilişkiyi yönetmek daha kolay olmanın yanı sıra daha çok doyum veren bir uğraş da olabilir.

Ancak günümüz koşullarında çeşitli zor durumlarla baş etme durumunda olan yetişkin çocuklar zor bir uğraşla baş başadırlar. Hele bakım verme görevi birden fazla ebeveyn içeriyorsa süreci yönetmek karmaşıklaşabilir. Bir de evli çiftin bakım sorumluluğu her iki anne-babayı da kapsarsa, yani dünürler söz konusu ise, evli çifti bekleyen daha karmaşık sıkıntılar olabilir. Bir yandan çocuk yetiştiren, öte yandan büyüğüne bakmak durumunda olan kuşağa “sandviç kuşağı” denebilir.

Böylesi bir durum özellikle bakım veren kadın için daha yorucu bir hal alabilir. Batı kültürlerinde yetişkin kadınlar için kendi anne-babaları daha önemli olabilirken, bizim gibi hala ataerkil olan kültürlerde gelin kayınlarına bakmakla yükümlü sayılır. Hele yaşlı ebeveynine bakan kadın çalışan bir kadınsa yükü daha ağır olup, kaygı, öfke, depresyon gibi çeşitli olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bakım veren kadın yaşlı kişinin gelini olunca durum daha da karmaşık ve yönetmesi zor bir hal alabilir.

Genelde yaşlı kişilere bakım verebilecek yetişkin kişilerin, yani kardeşlerin sayısı daha çoksa durumun daha uygun olması beklenir. Ancak burada kardeşler arası ilişkinin niteliği önemlidir. Yaşlı ebeveyne bakım konusunda bir zorluk da yetişkin kardeşler arasında olabilir. Karar verme süreçleri, maddi destek paylaşımı, kontrol çatışmaları önem kazanır. Bütün bu zorluklar karşısında yaşlı ebeveyne bakım vermenin içsel ödülleri de göz ardı edilmemelidir. Özetle yaşlılık öncesi aile ahengi ne derece daha olumlu ise yaşlı anne-babaya destek olmak daha kolay olabilir.

Farklı aile türleri:

Boşanmış ve üvey ailelerde kuşaklar arası sorumluluklar belirsizleşebilir. Bunun sonucunda yaşlıya destek azalabilir. Özellikle boşanmış yaşlı baba ile erişkin çocukların ilişkisi çeşitli stresler yaratabilir. Boşanma olgusu daha çok kabul gördükçe bu sorun daha az yaşanabilir. Ancak üvey çocuk-üvey yetişkin ilişkisi zor olabilir, kişilerin birbirlerini aile üyesi olarak görmeme durumu olursa ilişki zedelenir.

Çocuksuzluk bir anlamda bir potansiyel sorunun olmaması olarak yaşanabilir; mali olanaklar bir destek unsuru olabilir. Ancak böylesi bir durumda yaşlının/yaşlıların bazı başka ilişkisel ve sosyal destek olanakları olmasında yarar vardır. Önemli olan mutlaka aile desteği olmasındansa bir tür sosyal ve ilişkisel destek ağı olmasıdır.

Bakım alma durumları:

Günümüzde yaşlıya bakım vermenin teknolojik gelişmeler, sağlık hizmetlerinde gelişmeler, eğitim konusunda gelişmeleri düşününce yaşlıya bakım vermenin daha kolay olması beklenir. Mesele bu desteklerin toplumumuzda ne ölçüde var olduğu sorusudur. Toplumsal olanak ve destekler var olduğu ölçüde yaşlı bakımı daha kolaylaşacaktır. Bu konuda belli bazı durumlar önem kazanır.

Bakım gereği olan yaşlı kişi kendine bakmayı göz ardı etme riskini yaşayabilir. Ev idaresi, temizlik, alışveriş, yemek, yıkanma gibi işlevler önemini yitirebilir. Özellikle düzenli ilaç alma durumunda ihmal sorun yaratabilir. Böylesi durumlarda somut, işlevsel yardım önem kazanır. Yaşlıya sunulan desteğin evde bakım şeklinde olması olumlu bir unsurdur; kişinin daha sağlıklı kalması, alıştığı yerde olması, alıştığı şeyleri yapması ona görece bağımsızlık sunar.

Araştırmalar yaşlıların yaşlılıklarını  çocuklarıyla birlikte oturmaktansa onlara yakın olup, evlerinde yaşamayı yeğlediğini göstermektedir. Bakım alan yaşlı kişinin olumsuz tepkileri, müdahale ediliyor hissi ve huysuzlaşması, kendisinin müdahaleci olması zorluk yaratır. Bunun yanı sıra onun yük olma hissi de yaşlı kişiyle iletişimde hesaba katılmalıdır.

Yaşlıya bakan kişi bazı durumlarda kendisi yaşlı olan eş olabilir. Böylesi bir durumda bakım veren yaşlı kişiyi depresif zorluklar bekleyebilir.  Bazı durumlarda ise yaşlıya bakan kişi torun düzeyinde genç bir kişi de olabilir.

Yaşlının bakım gerekleri yanı sıra yaşlının aileye katabileceği destek de önemlidir. Çalışan yetişkin çocuklara evde yardım, özellikle torunla vakit geçirme önemli olabilir. Torunla olumlu bir ilişki çocuğun dünyasını genişletebilir; karşılıklı bir iyilik haline yol açabilir. Bu şekilde çalışan genç ana-babaya da destek olunabilir.

Sonsöz:

Yaşlılık hali toplumumuzda giderek daha önem kazanan başlıca olgulardan biridir. Her ne kadar geleneksel olarak yaşlının koşulları konusunda vurgu çocukları ile ilgili olsa da, günümüzde her yaş grubunun yaşadığı farklı zorluklar yaşlılık olgusuna toplumsal bir bakış geliştirmeyi kaçınılmaz bir gerek yapmıştır. Dolayısıyla yaşlı bireylerin iyilik hallerini gözeten koşullar oluşturmak bireyler, aileler kadar tüm toplumun ve toplumu yönetenlerin mutlak görevidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu web sitesi, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda European Bank for Reconstruction and Development ve Turkey Mozaik Foundation destekleriyle yapılmıştır.