Ana SayfaBlogBlogYaren Öztürk: Yeni yılın, yeni yaşların eşiğinde

Yaren Öztürk: Yeni yılın, yeni yaşların eşiğinde

Yeni yılın, yeni yaşların eşiğindeyiz.

31 Aralık, yaşlılıkta yalnızca takvimsel bir son değil; zamanla kurulan ilişkinin yeniden anlamlandırıldığı simgesel bir eşiktir.

“Yaşlılıkta aşkınlık” (Gerotranscendence) perspektifinden bakıldığında yaşlanmak, kayıpların birikimi ya da yalnızca bir gerileme süreci değil; benlik, zaman ve dünya algısında niteliksel bir dönüşümdür.

Bu dönemde geçmiş, nostaljik bir hatırlamadan çok yaşam öyküsünün bütünleştirilmesi hâline gelir. Birey, yaşantılarını yalnızca tek tek anılar olarak değil; anlamlı bir bütünün parçaları olarak değerlendirmeye başlar. Yılbaşı gibi geçiş zamanları, bu bütünleştirme sürecini daha görünür kılar. Eski fotoğraflar, tekrar edilen hikâyeler, aynı sofrada defalarca anlatılmış anılar; aslında geçmişe takılı kalmanın değil, yaşamın bir anlatıya dönüştürülmesinin ifadesidir.

Bitiş, bu bağlamda yalnızca yitirilenlere değil; tamamlanmışlıklara, kapanmış döngülere ve kabule de işaret eder. Yas tutulur, ancak bu yas, yaşamın anlamını zedeleyen değil; onu derinleştiren bir nitelik taşır. Yaşlılıkta yas, çoğu zaman sessizdir; yüksek sesli itirazlardan çok, içsel bir kabullenişle yaşanır. Bu da gerotranscendent bakışın temel özelliklerinden biridir.

Gelecek ise gençlik dönemindeki gibi sınırsız olanaklar alanı olarak düşünülmez. Yaşlılıkta gelecek, niceliksel olarak daralırken niteliksel olarak yoğunlaşır. Umut, büyük değişimlere değil; sadelik, seçilmiş ilişkiler, içsel huzur ve varoluşsal bütünlük arayışına yönelir. Yeni yıl, bu nedenle “daha fazlası”nı vaat etmez; olanın gerçekten yaşanabilmesi için bir durak ve alan açar.

Bu durum, özellikle aile ve birliktelik deneyimlerinde belirginleşir. Yaşlı birey için yılbaşı, kalabalık sofralardan çok, tanıdık yüzlerin varlığıyla anlam kazanır. Aile, niceliksel bir genişlikten ziyade, duygusal bir yakınlık alanı hâline gelir. Birlikte susabilmek, aynı anıyı tekrar tekrar paylaşabilmek, aynı ritüelleri sürdürmek; gerotranscendence’ın ilişkisel boyutunu yansıtır. İlişkiler azalabilir, fakat derinleşir.

Bu açıdan bakıldığında yaşlanmak, zamana yenilmek değil; zamanla daha derin, daha sakin ve daha kabul edici bir ilişki kurmayı öğrenmektir.

31 Aralık da yılın sonu olduğu kadar, tam olarak bu ilişkinin görünür olduğu anlardan biridir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu web sitesi, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda European Bank for Reconstruction and Development ve Turkey Mozaik Foundation destekleriyle yapılmıştır.