Ana SayfaBlogFaaliyetlerimizPandemide Derneğimiz1 Ekim 2020

1 Ekim 2020

Bu yıl dünya yaşlılar gününü dinmeyen pandeminin gölgesinde yaşıyoruz.

Yaşlanma ve yaşlanmaya dair konular yıllardır olmadığı kadar gündemin göbeğindeydi pandemi sürecinde.

Dünyanın büyük bir dönüşüme maruz kaldığı bu süreçte yaşlılara önce korunma altına alınmaları gerektiği penceresinden bakıldı. Bu yaklaşımın dili, uygulanması önce nezaket sınırlarını sonra da özgürlük sınırlarını zorladı.

Pratikte uygulayan kaldı mı bilmiyorum ama hala yaşlılar için sokağa çıkma ile ilgili devam eden bir kısıtlama var.

Yaşlı hakları derneği olarak yaşa dayalı kısıtlamaların sonlandırılmasını talep etmeye devam ediyoruz.

Bu pandemi ile mücadele hepimizin sağlığını koruma sorumluluğumuzdan vazgeçmek anlamına gelmiyor.

Sadece okullar ile, iş yaşamı ile ilgili düzenlemeler nasıl yaştan, cinsiyetten bağımsız yapılıyorsa ve bireysel düzeyde bu düzenlemeler dahilinde herkes kendi özgürlük alanı içinde hareket ediyorsa, 65 yaş üstündekiler de aynı özgürlük alanına sahip olmalılar diyoruz.

Peki bu özgürlük alanı içinde hem sağlığımızı korumak hem de pandeminin “sağlıklı mağdurları” olmamak için neler yapmalıyız.

Tüm bilinmezliğin, kesin tedavi veya aşının olmadığı covid-19 mücadelesinin içinde gene de bildiklerimiz, öğrendiklerimiz, tecrübe ettiklerimiz nasıl korunacağımıza ışık tutuyor.

Duymaktan sıkıldık ama uygulamaktan sıkılmamamız gereken maske, fiziksel mesafe ve hijyen kurallarına uymak, havalar serinledikçe biraz daha emek isteyecek olsa da bulunduğumuz kapalı ortamları mutlaka havalandırmak vazgeçilmez.

Bir çoğumuz maskeyle yaşamaya, çalışmaya, hatta sosyal hayata biraz karışmaya alıştık, ama özellikle mecbur kalmadıkça dışarı çıkmayanlar maske kullanma, veya maskeyi doğru kullanma alışkanlığı geliştirmediler.

Maske takmayanlar, doğru takmayanlar, arada takanlar hem kendilerini riske atıyorlar hem de aynı ortamı paylaştıkları kişileri.

Hastanelerde yapılan gözlemler sağlık personeli de maske takma kurallarına uyarsa, fiziksel mesafenin zor sağlandığı durumlarda bile büyük ölçüde bulaşıdan korunduklarını gösteriyor.

Maske ile terliyorum, maske ile sıkılıyorum, maskem var sizi duyamıyorum!!!, maskem var rahat konuşamıyorum mazeret değil. Tüm gün maske ile çalışanlar var, evet çok kolay olmuyor ama aksi sağlığımız için büyük bir tehdit oluşturuyor. Üstelik umuyoruz ki hepimiz maskelerimizi takmaya devam edersek mevsimsel gripten, soğukalgınlıklarından da korunacağız.

Madem salgın var aman evden çıkmayalım.. Yanlış fiziksel mesafeye, dikkat edip maskemizi takarak, ellerimizi sık yıkayarak, kolonya, antiseptik kullanarak, ve her zaman maskemizi takarak, çok kalabalık olmayan yerlerde, havalandırması iyi olan yerlerde, hele de açık havada mutlaka vakit geçirmeli ve yürüyüş yapmalıyız. Eve kapanmak ve kimse ile görüşmemek bizi virüs salgınından korusa da başka hastalıkları tetikleyebilir.

Önce şundan başlayabilirsiniz. Pandemi öncesi, karantina öncesi yaptığınız neleri, hangi etkinlikleri salgın nedeniyle yapmıyorsunuz. Bunların bazılarını belki küçük tedbirler alarak yapabilirsiniz. Mesela kapalı bir alışveriş merkezine, ya da kalabalık bir pazar yerine gitmek yerine basit alışverişinizi mahalle esnafından yapabilirsiniz. Mesela toplu taşıma ile zaruret olmadan bir yerlere gitmeyip, yürüme mesafesinde işlerinizi halledebiliyor musunuz, sosyalleşebiliyor musunuz ona bakabilirsiniz. Yüz yüze görüşmeyi riskli bulduğunuz yakınlarınız dostlarınızla, telefon görüşmeleri, görüntülü görüşmeler yapabilirsiniz. Kalabalık değil, açık havada mesafeli aile buluşmaları yapabilirsiniz. Evinizde mutlaka yıllardır sıra gelmemiş meşgaleleri hedefe koyup, uykuda olan hobilerinizi uyandırabilirsiniz.

O hep ertelediğiniz internete girmeyi, torunlarla görüntülü görüşme yapmayı öğrenebilirsiniz Ya da o aşamayı geçtiniz teknolojinin açtığı kapılarla ilgi duyduğunuz alanlarda eğitim alabilir, konserler izleyebilir, kaçırdığınız filmleri bulup izleyebilir, hatta bunlarla ilgili sosyal medyada yazılar yazabilir, dostlarla beğendiğiniz şeyleri paylaşabilirsiniz.

Her sene sonbaharda sağlık kontrollerini yapardınız Pandemide doktora hastaneye gidilir mi.. aman Allah korusun, acil bir şey olmadan gidilmez. Belki pandemi başında doktorlarınız bile size bu öneride bulundu ama kronik hastalıklarınız varsa, düzenli ilaç kullanıyorsanız, belli aralarla doktorunuz sizi kontrole çağırıyorsa, ya da tanımadığınız ve nasıl baş edeceğinizi bilmediğiniz bir yakınmanız geliştiyse mutlaka ama mutlaka doktorunuza gidin, kontrollerinizi yaptırın. Şu anda deneyim hastanelerde rutin kontrollerin, muayene ve tedaviler temiz bölümlerde yapılmasını mümkün kılıyor. Takipleri geciktirmek covid-19’dan daha ciddi, telafisi zor sağlık sorunlarına yol açmasın. En azından aile hekiminize, sizi iyi tanıyan doktorunuz varsa ona söz konusu kontrol ertelenebilir mi danışın.

Yaşınız nedeniyle artmış risk grubunda olduğunuz için doktorunuz muhtemelen size grip aşısı ve zatüre aşısı yaptırmanızı önerecektir. Bunu mutlaka gecikmeden doktorunuza danışarak hayata geçirin

Sağlıklı beslenme ve hareket, ruh ve beden sağlığını korumanın temel gerekleri. Gene umutsuzluk pandemisine de dönüşmesinden endişe duyduğumuz bu dönemde ruh sağlığımızı koruyacak etkinliklerde bulunmak bu dönemi sağlam atlatmak için son derece elzem. Mutlaka tünelin ucunda ışığın görünmesi yakın. Bütün dünya bu pandemiyi atlatmak için bir seferberlik içinde. Ama kişiler sorumlu davranmaz ve sağlıklı, aktif yaşama tutunma gayretini sürdürmezse toplum olarak bu süreci kayıpsız atlatmamız mümkün olmaz.

Hastalıktan korunmak için gereken tedbirleri biliyoruz, uygulayalım. Hayata gene de karışmanın ve ayakta kalmanın mümkün olduğunu en iyi siz bilirsiniz.

Sağlıklı kalın… gelecek yıl 1 Ekim Dünya Yaşlılar Gününü bunu da atlatmış olarak coşkuyla, kalabalık etkinliklerle kutlayalım hep birlikte.

 

Gulustu Salur

 

65+ için yasak ve kısıtlama kararı almadan önce her Valimiz, Kaymakamımız, Belediye Başkanımız kendine sormalı:

✓ Korona salgını döneminde “Evde Sağlık Hizmeti” alan yaşlılarımızın sayısı nasıl seyrediyor? Artıyor mu, yoksa beş ay öncesiyle aynı mı?

✓ Artıyorsa, bu artışı karşılayacak yeni kaynak ve personel yarattık mı?

✓ Uzun süreler evde kalan yaşlılarımızın -ve yakınlarının- sağlık ve psikolojik koşullarını takip edecek, ihtiyaçlarını karşılayacak ö eve kapanan yaşlılarımızın, en azından akranlarıyla, hijyen koşullarında biraraya gelip sosyalleşebileceği mekânlarımız var mı?

✓ Son beş ay içinde, böyle mekânlar yaratmak için ne yaptık? Varolanlara yenisini ekledik mi?

✓ Bu mekânlarda, eve kapanan yaşlılarımızın artan sorunlarını dinleyecek, yol gösterecek görevlilerimiz var mı?

✓ Yaşlı hemşehrilerimizin kısıtlı sokağa çıkma saatlerinde çıkıp dolaşabilecekleri, evlerine yürüme mesafesinde açık alanlar var mı?

✓ Var olan açık alanlarda, yaşlıların güneş çarpmadan yürümeleri, gerektiğinde oturup bir nefes alabilmeleri için önlem aldık mı?

✓ Beş aylık tecrübemizi gözden geçirdik mi? Nerede eksik, yetersiz kaldık, saptadık mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu web sitesi, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda European Bank for Reconstruction and Development ve Turkey Mozaik Foundation destekleriyle yapılmıştır.