Ana SayfaBlogFaaliyetlerimizPandemide DerneğimizAnkara Barosu

Ankara Barosu

http://www.ankarabarosu.org.tr/HaberDuyuru.aspx?DUYURU&=4971

AMAÇ VE İÇERİK

Bilindiği gibi, Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde ortaya çıkan yeni koronavirüs (COVID-19) hastalığı 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘pandemi’ olarak ilan edilmiş ve ülkemizdeki ilk vak’a da Sağlık Bakanlığı tarafından aynı tarihte açıklanmıştır.

İnsanların yaşadıkları çevrenin sağlıklı olması, sağlığı tehdit eden faktörlerden arındırılması, tüm yaşam ortamlarının hastalığa yol açmayacak şekilde düzenlenmesi ve her bireyin sağlık hizmetlerinden eşit şekilde yararlanmasının sağlanması devletin sorumluluğundadır. Bireylerin yaşam, sağlık, maddi ve manevi bütünlük başta olmak üzere temel haklarını koruma yükümlülüğü kapsamında devletin gerekli tedbirlere başvurması da kaçınılmazdır. Bu cümleden olmak üzere salgının kontrol altına alınması ve hastalığın yayılmasını engelleme sürecinin yönetilmesi amacıyla kamu makamlarınca pek çok idari ve yasal düzenlemeler yapılmaktadır(Bu sitede ise 12 Nisan 2020 ve devamındakiler kurumlarca yapılan duyurularla eş zamanlı olarak güncellenerek yer almaktadır). Bunlar başta sosyal medya olmak üzere, yazılı ve görsel yayın organları ile duyurulmaktadır. Konunun çok boyutlu bir toplumsal sorun olması nedeniyle sürece ilişkin sağlık ve hukuk konularında da pek çok görüş ve bilgi bu ortamlarda yer almaktadır. Yaşam ve sağlık hakkı yönünün altını çizerek kendi mesleki sorumluluğumuz perspektifinden konunun yakından takibinin önemli olduğunu düşünüyoruz.

Buradan hareketle Ankara Barosu Sağlık Hukuku Kurulu olarak, Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin katkılarıyla hayata geçirdiğimiz “SAĞLIK HUKUKUNDA COVİD-19 BÜLTENİ “ ile COVID-19 pandemisi kapsamında başta kamu makamlarının tedbirleri, düzenlemeleri, pandemi ile gündeme gelen hukuksal ve etik konular, hak ve özgürlüklere müdahale eden tedbirlerin Anayasal haklar temelinde ve yasal dayanaklarıyla irdelenmesi, yasal ölçütlere uygunluğunun takip edilmesi, dünyadaki gelişmeler, uzmanların görüşleriyle meslektaşlarımız ve halkımız için bir bilgi kaynağı oluşturmayı hedefliyoruz.   Katkı ve önerileri bekliyoruz.

        Sağlıklı günler dileriz.

ANKARA BAROSU SAĞLIK HUKUKU KURULU

 

1-PANDEMİDE ÜLKEMİZDE ALINAN TEDBİRLER VE YASAL DÜZENLEMELER

      -Kronolojik Liste

      -Kurumsal Liste

2-PANDEMİDE HUKUKSAL VE ETİK KONULAR

      -Devletin Salgın Hastalıklardaki Tedbirlere İlişkin Sorumluluğu

      -Kişisel Sağlık Verilerinin Korunması Bilgi Notu

      -Corona Virüs Testi Ve Tedavisinde Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Esasları

      -Meslektaşlarımız İçin izolasyon Duyurumuz

3-DÜNYADAN

      – 13.03.2020 Tarihli Danimarka Acil Koronavirüs Yasası

      – The British Medical Association (İngiliz Tabipler Birliği) Tarafından Yayımlanan  Covid -19 Etik Konular Hakkında Rehber 

      – World Health Organization (Dünya Sağlık Örgütü) Tarafından Yayımlanan Guidance For Managing Ethical Issues In Infectious Disease Outbreaks

      – Dünya Sağlık Örgütü’nün Halka Yönelik Salgınla Mücadelede Neler Yapılması Gerekliliğini Belirten Bildirimleri

      – My Hero İs You (Benim Kahramanım Sensin) İsimli Çocukların Covıd-19’u Anlamalarına Yardımcı Kitap

      – 21.04.2020 Tarihli BBC By Chris Morris & Anthony Reuben Reality Check Yazısı

      – Dünya Sağlık Örgütü’nün Yeni Koronavirüsün Laboratuvarda Manipüle Edilmediği Veya Üretilmediği Açıklaması

 

4-UZMANLAR NE DİYOR

      – Salgınlara Yönelik Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu Görüşü

      – Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Yeni Koronavirüs Covid-19 Hastalığı İle İlgili Dökümanlar   

 

http://www.ankarabarosu.org.tr/Page.aspx?DEVLETIN_SALGIN_HASTALIKLARDAKI_TEDBIRLERE_ILISKIN_SORUMLULUGU&=173

DEVLETİN SALGIN HASTALIKLARDAKİ TEDBİRLERE İLİŞKİN SORUMLULUĞU

 

COVİD-19 PANDEMİSİNDE UYGULANACAKTEDBİRLERE İLİŞKİN ULUSAL VE ULUSLARARASI TEMEL MEVZUAT

 

Bireylerin yaşam, sağlık, maddi ve manevi bütünlük başta olmak üzere temel haklarını koruma yükümlülüğü kapsamında devletin salgın hastalığın engellenmesi ve kontrol altına alınması için gerekli tedbirlere başvurması kaçınılmazdır. Bu cümleden olmak üzere salgının kontrol altına alınması ve hastalığın yayılmasını engelleme sürecinin yönetilmesi  yaşam ve sağlık hakkı yönünün önemli, öncelikli olduğu ve hukuka uygun olması gerektiği şüphesidir. Aşağıda devletin ‘’Salgın Hastalıklarda’’ alacağı tedbirlerin hukuksal dayanakları olanAnayasa, uluslararası anlaşmalar, kanun, yönetmelik ve tüzük maddelerine işaret edilmiştir.

ULUSAL MEVZUAT AÇISINDAN

  • 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu:

 

Kanunun 1. Maddesi ile salgınla mücadele etme görevi belediyelere( 20. Madde ile) ve valiliklere verilmiştir. Her ilde İl Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bulunur. Valiliklere verilen görev ile bu kanunun 22., 23. Ve 72. Maddelerikapsamında İl Pandemi kurulu kurulmuştur. Pandemi kurulunun yaptığı toplantılar neticesinde alınan kararlar tüm kolluk personeline tebliğ olunur ve aksaklık yaşanmaması için takip edilir. Sair kanunun 57. Maddesinde ise vatandaşlara görev verilmiş olup salgın hastalık döneminde vakaları haber verme ve ölenleri ihbar yükümlülüğü getirilmiştir. İç İşleri Bakanlığı tarafından alınan 89780865-153- sayılı karar ile Sokağa Çıkma Yasağı getirilmiş olup yasağın uygulanmaması durumunda 1593 sayılı kanunun 282. Maddesi ve TCK’nın 195. Madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 1593 Sayılı kanun ile sadece Türk topraklarda değil, Türk kara sularında da bir takım tedbirler alınmıştır. 49. Madde ve devamında Ticaret gemilerine ilişkin salgın hastalığın Türk karasularında görülmesi durumunda karantina, tedavi ve temizleme vs. tedbir alma görevi Türkiye Cumhuriyetindedir.

  1. maddesinde ise devletin hastalıktan şüphelendiği zaman tahkikat yapabileceği, doktorun bulunmadığı zaman ise bu tahkikatın belediye tabiplerince yapılabileceği düzenlenmiştir. Salgın Hastalık döneminde olan cenaze işlemlerine ilişkin 82. Maddesinde ise salgın hastalık, Pandemi döneminde yapılacak olan defin işlemlerinde namaz vakitleri beklenmeyecek olup defin işlemi hemen yapılacaktır.
  2. ve 127. Maddede belirtilen Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından Hijyen Eğitim Yönetmeliği5.07.2013 tarihinde yayınlanmıştır. Yönetmeliğin amacı 1. Maddesinde düzenlenmiş olupiş yerlerinde çalışmaya engel bulaşıcı hastalıkların ve cilt hastalıklarının belirlenmesine ve bu hastalıkların iyileşme hâlinin tespitine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Şeklinde madde düzenlenmiştir.

 

  • 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu

 

Bu kanunun 3. maddesinde belirtilen esasına göre devletin görevi koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfına yol açmadan kamu ve bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına sağlık hizmeti görevi verir ve denetler. Bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Ülke ihtiyacına uygun nitelikli sağlık personeli yetiştirilmesi amaçtır.

 

  • 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

 

Devletin salgın hastalıklara karşı alabileceği bir diğer tedbir dedevletin uygulayacağı tedbirlere aykırı davranan kişilere ilişkin cezai yaptırımlardır. Buna ilişkin ceza kanunundaki düzenlemeler şu şekildedir;

 

  1. Madde- İnsan Üzerinde Deney: İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hasta olan insan üzerinde rıza olmaksızın tedavi amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine, kişi üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel yöntemlere uygun tedavi amaçlı deneme, ceza sorumluluğunu gerektirmez.

İnsan Üzerinde Deney Suçunun, rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için 90. Maddesinin 2. Fıkra hükmünde belirtilen koşullarının da sağlanması gereklidir.

 

  1. Madde- Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma: Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

  1. Madde- Görevi Kötüye Kullanma: Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

  • 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu

 

  1. Madde- Emre Aykırı Davranış: Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

 

  • Bulaşıcı Hastalıklar Sürveyans ve Kontrol Esasları Yönetmeliği

 

Bu yönetmelik bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve kontrolünün sağlanması için; bildirime esas bulaşıcı hastalıklar listesinin belirlenmesi, olay ve vaka tanımlarının yapılması, iletişim ağı yapısı ile ihbar ve bildirim sisteminin oluşturulmasıbulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve kontrolüne dair esasları içerir. Yönetmeliğin uygulanmasından sorumlu olan Bakanlık Sağlık Bakanlığı  bildirime esas bulaşıcı hastalıkların tanısı, sürveyansı ve kontrolü kapsamında mikrobiyolojik tanı ve referans laboratuvarlarının çalışma usul ve esaslarını belirler, verileri değerlendirir. Erken uyarı ve cevap sisteminin oluşturulması ve kullanılması, salgınların araştırılması ve kontrolünde görevlendirilmek üzere, Bakanlık merkezinde ve her ilde, saha epidemiyolojisi, laboratuvar uygulamaları ve bulaşıcı hastalıkların kontrolü konularında personeli eğitir ve bu eğitimlerin sürekliliğini sağlar.Bakanlık, salgınların araştırılması ve kontrolü ile ilgili gerekli düzenlemeleri yapar.

 

Ancak söz konusu yönetmelik ekinde bulunan bulaşıcı hastalıklara ilişkin düzenlemeler içermekte olup2019’da yapılan değişiklik ile Ek’te belirtilen hastalıklararasındaMers(Coronavirus) yer verilmiştir ve tüm Dünya ve tabi ki Türkiye’de çok büyük bir salgın olan Covid19 ise 22.04.2020 tarih ve 31107 sayılı Resmi Gazete yayımlanan değişiklikle“Bildirime Esas Bulaşıcı Hastalıklar Listesine” eklenmiştir.

 

ULUSLARASI MEVZUAT AÇISINDAN

 

Türkiye, 9 Haziran 1949 tarih ve 5062 sayılı kanunla Dünya Sağlık Örgütü Anayasası’nı onaylayaraküye olmuştur.[1]

 

Uluslararası sağlık meselelerinde yönlendirici ve eşgüdümü sağlayıcı otorite olarak tasarlanan DSÖ’ye, Anayasasıyla, sağlıkla ilgili standartların belirlenmesi için normatif işlevler verilmiştir[2]. Normatif işlevlerin yetkilendirilmesi bakımından DSÖ’nün kendisine ait anayasası, anlaşmaları,tüzükleri ve tavsiyeleri mevcuttur.DSÖ Anayasası m. 21 çerçevesinde, hastalıkların uluslararası alanda yayılmasının önlenmesi amacıyla tüzükler kabul edilmiştir. DSÖ Anayasası m. 22’ye göre kurul tarafından kabul edilen tüzükler üye devletler için “opting-out” (bazı üye devletlerin bazı politika alanları bakımından dışta kalma imkanı) usulü çerçevesinde bağlayıcı hâle gelmektedir.[3]Sağlık alanında evrensel düzeyde işbirliğinin ve koordinasyonun sağlanması amacıyla kurulan DSÖ bünyesinde konunun uzmanlarınca hazırlanan ve hükümlerinin içeriği itibarıyla teknik niteliği ağır basan Uluslararası Sağlık Tüzüğü’nün hukuki niteliği doktrinde tartışmalı olmakla beraber bağlayıcı niteliği konusunda tartışma bulunmamaktadır.

 

Uluslararası Sağlık Tüzüğüyle (2005) taraf devletler için öngörülen yükümlülükler arasında, Tüzüğün uygulanmasında insan haklarına saygı gösterilmesi (m. 3/1); taraf devletlerden birinin ülkesinde ortaya çıkan uluslararası önemi haiz halk sağlığı acil durumu teşkil edebilecek bir olayı DSÖ’ye bildirim yükümlülüğü (m. 6); hastalıklara dair olayları tespit, değerlendirme, bildirme ve raporlama kapasitesi ile uluslararası önemi haizhalk sağlığı acil durumlarına ve halk sağlığı risklerine hızlı ve etkili şekilde yanıt verme kapasitesinin geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve sürdürülmesi (m. 5/1, m. 13/1); taraf devletlerin ülkelerine giriş noktaları ile ilgili yükümlülükleri (m. 19-22) sayılabilir.

 

Örgüt ayrıca, pandemi risklerine karşı hastalığın uluslararası alanda yayılmasını önlemek, azaltmak ve uluslararası dolaşıma müdahaleyi en aza indirmek için taraf devletlerce uygulanabilecek uygun sağlık önlemlerine dair sürekli tavsiyelerde de bulunmakla yetkilendirilmiştir (m. 1, 16, 17, 53).

 

Devletlerin, bir yandan uluslararası dolaşımın süratli ve yaygın hâle gelmesiyle hastalıkların uluslararası alanda hızla yayılabilmesi riskine karşı ülkelerini koruyabilmesi, diğer yandan da ülkesinde hastalık görülen devletlerin özellikle ticarî ve ekonomik çıkarlarının diğer devletlerce alınabilecek önlemler karşısında asgarî düzeyde etkilenmesi için Uluslararası Sağlık Tüzüğünün (2005) uygulanmaya konulmuştur.

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

 

İnsanlığı tehdit eden büyük sorunların başında savaş, doğal afetler ve salgın hastalıklar gelmektedir. İnsan kaynaklı afetlerden korunmak için, insan hatalarından doğabilecek zararların önüne geçen düzenlemelerin yapılması gereklidir. İdare yani devlet, vatandaşlarınınAnayasa’nın 17. maddesinde yaşam hakkını korumakla yükümlüdür.

 

Devletler, olası tehlikeler için hazırlıklı olmalıdır. İdarenin dinamik ve fonksiyonel olabilmesi, öncelikle topluma ilişkin olarak genel hayatı etkileyen tehlikelerden korunmaya ve kaçınmaya ilişkin pratik çözümler üretmiş olmasına bağlıdır.[4]

 

Covid-19 için bilimsel yönden araştırmalar sürmektedir, sonuçları tam olarak ortaya çıkmamıştır. Diğer yandan günümüzde politik ve ekonomik-sosyal koşullar hızla değişmektedir. Pandemiye yönelik düzenlemelerin şüphesiz bilimsel verilerle güncellenmesi gerekecektir.Ancak özellikle pandeminin önlenmesine yönelik çalışmaların desteklenerek gerekli yasal ve kurumsal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi veya revize edilmesi ve etkili bir uygulamanın sağlanabilmesi amacıyla toplumun tüm kesimlerinin, kurum ve kuruluşlarının işbirliği içinde olması önemlidir.

 

 

Ülkemizde salgın hastalıklar konusundaki sorumluluk Sağlık Bakanlığı’na ait olupil ve ilçe yönetimleri hem pandemiye ilk müdahale eden hem de kriz yönetim sisteminin diğer aşamalarında da doğrudan görev ve sorumlulukları bulunan birimlerdir.Belediye, pandemiye ilişkin tedbirlerin uygulanması sürecinde destek birimi olmasının yanı sıra beldenin özelliklerini de dikkate alarak bu süreci planlamak ve idare etmekle görevlendirilmiştir, bu süreçte valiliklere desorumluluk verilmiştir. Valiliklerin kanunlarda belirtilen görevleri gereği süreci sağlıklı götürmek adına yapılan düzenlemeler mevcut olup bu görevlendirmeler Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na dayanmaktadır ancak temelinde ise Anayasa yer almaktadır.

 

Özellikle Anayasa’nın 5., 56. ve 57. maddeleri ile devlete verilen görevlerin hukuksal düzenlemelerle yaşama geçirileceğinden kuşku bulunmamakta ve bu görevlerin hukuk çatısı altında yerine getirilmesi, belli bir plan ve program çerçevesinde gözetilip denetlenmesini gerektirir.İdare, bu görev ve yetkiler kapsamında, Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkını korumakla, yetki alanında bulunan her bireyin başta yaşam hakkını gözeterek, külfetler arasında denge kurmak, hizmetlerden de eşit yararlanılmasını sağlanmakla yükümlüdür. Devlerin ayrıca, yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamusal makamların yanı sıra, hem diğer bireylerin hem de kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü de bulunmaktadır. [5]

 

Kısaca, devletin salgın hastalıklardaki tedbirlere ilişkin sorumluluğu, hem uluslararası mevzuat hem de ulusal mevzuata dayanmaktadır. Bu sebeple de salgın hastalıkların önlenmesine ilişkin idarece alınacak tedbir ve düzenlemelerinAnayasave tümmevzuata uygun olmalıdır. İdare alacağı her tedbiri kanuni temellere dayandırmalıdır.

 

ANKARA BAROSU SAĞLIK HUKUKU KURULU

 

 

 

 

 

 

 

[1] Dünya Sağlık Örgütü ve Türkiye İlişkileri, T.C. Sağlık Bakanlığı Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı,s.63

[2]Dr. Uğur Samancı, Uluslararası Sağlık Tüzüğü (2005) Ve  Hukukî Niteliği ,s.113

[3] Dr. Uğur Samancı, Uluslararası Sağlık Tüzüğü (2005) Ve  Hukukî Niteliği ,s.113

[4] Gülşen AZİMLİ ÇİLİNGİR, İ.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuk ABD Doktora Tezi, Türkiye’de Afet Yönetimi ve İdarenin Sorumluluğu, İstanbul 2019, s.167

[5] Gülşen AZİMLİ ÇİLİNGİR, İ.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuk ABD Doktora Tezi, Türkiye’de Afet Yönetimi ve İdarenin Sorumluluğu, İstanbul 2019.

 

CORONA VİRÜS TESTİ VE TEDAVİSİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDEN YARARLANMA ESASLARI

 

CORONA VİRÜS TESTİ VE TEDAVİSİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDEN YARARLANMA ESASLARI

CORONA VİRUS” (COVİD-19) salgının her geçen gün yükselmesi karşısında vatandaşlara ve meslektaşlarımıza hangi hastanelerin pandemi hastanesi olduğu, test ve sağlık hizmeti için hangi sağlık kuruluşlarına müracaat edebilecekleri hususu ile sağlık hizmeti basamaklarına göre verilecek hizmetler ve yararlanma esaslarının yanı sıra özel sağlık sigortaları ve avukatlar yönünden de Abays, SYDF’den gelen haklar ana hatlarıyla aşağıda bilginize sunulmuştur:

1-PANDEMİ HASTANELERİ

Sağlık Bakanlığının 20.03.2020 tarihli genelgesi ile “Bünyesinde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji, göğüs hastalıkları, iç hastalıkları uzmanı hekimlerden en az ikisinin bulunduğu ve 3. Seviyede erişkin yoğun bakım yatağı bulunan hastaneler” pandemi hastanesi olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı tarafından ülkemizin Pandemi Hastaneleri ilan edilmiştir. Bu listeye göre Ankara’da; Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ankara Şehir Hastanesi pandemi hastaneleridir.

 Bunlar dışında coronavirus COVID-19 corona testi ve pandemik hizmet konusunda Sağlık Bakanlığının tüm illere gönderdiği “Pandemi Hastaneleri” konulu genelge kapsamında, Sağlık Bakanlığına Bağlı Hastaneler ile Devlet ve Vakıf Üniversitesi Hastaneleri ve tüm Özel Sağlık Kuruluşlarınca kabul ve tedavi süreçleri bu yerlerde gerçekleştirilebilecektir.

Pandemi hastanelerinin yetersiz kaldığı yerlerde ise 2. basamak erişkin yoğun bakım ünitesi bulunan hastaneler de pandemi hastanesi olarak hizmet verebilecektir. Covid-19 tanısı konulan hastaların müracaat ettiği, pandemi hastanesi olmayan il, ilçe hastaneleri, gerekli önlemleri alarak bu hastaların sevk algoritmasında belirlenen hastaneye sevkini gerçekleştirecektir. Hastaların sevki; il içi veya il dışı 112 Komuta Kontrol Merkezleri tarafından koordine edilmektedir.

Coronavirüs-COVİD-19 nedeniyle devlet hastanelerine başvuran  kişilerin test, muayene ve tedavi masrafları Genel Sağlık Sigortası  kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacaktır.

2-AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİ

Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 9635782/ sayılı yazı kapsamında Aile Sağlığı Merkezleri de esnek mesai sistemine geçmiş bulunmaktadır. Söz konusu çalışma planları il ve ilçelere göre; ayrıca ASM’lerin tek hekimli olup olmamasına göre değişkenlik göstermesi sebebiyle, öncelikle ASM’lere gitmeden önce telefon ile çalışma saatlerinin öğrenilmesi önerilmektedir. Aile Sağlığı Merkezlerine Covid-19 şüphesi ile gidildiğinde ASM sağlık personeli tarafından triaj uygulaması yapılmaktadır.  

Triaj uygulaması esnasında hastalara

  • Ateş ya da ateş öyküsü var mı?
  • Öksürüğü var mı?
  • Nefes almada güçlük veya solunum sıkıntısı var mı?
  • Covid19(+) temas öyküsü var mı? Soruları yöneltilir.

Cevaplar EVET ise; Hastaya hemen maske takılır ve bulaş riski ile dikkat etmesi

gerekenler anlatılır. Hasta İl/İlçe Sağlık Müdürlüğüne bildirilir. Hasta olabildiğince ASM içine alınmadan (mümkünse 112/184 aracılığıyla ya da kendi aracıyla toplu taşıma araçlarından kaçınarak) Pandemi/Covid19 polikliniklerine yönlendirilir.

Sokağa çıkma yasağı olan 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olanlar , İç İşleri Bakanlığının 22.03.2020 tarih 5768 sayılı İkametten Ayrılma/Kısıtlanması/Yasaklanması yazısı, 5769 sayılı Sokağa Çıkma Uygulaması yazısı ve bu yazılar doğrultusunda Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gönderilen 28.03.2020 tarih 55616797-010.07.02 sayılı İkametten Ayrılma Kısıtlaması/Yasaklanması ve Sokağa Çıkma Uygulaması yazısı ile yapılan düzenlemeler sebebiyle muayene olmak istedikleri takdirde 155’i arayarak bir polis gözetiminde Aile Sağlığı Merkezine muayeneye gidebilirler, aksi halde muayene olmaları mümkün değildir.  

Yurtdışından giriş yapanların, COVİD-19 pozitif hastalarla temas

eden bireylerin ve evde takibinin yapılmasına karar verilen COVID-19 pozitif hastaların (Hastaneye yatışının gerekmediği düşünülen 50 yaş altı, kliniği tablosu hafif ve COVID-19’un ağır seyretmesine neden olabilecek risk faktörü olmayan (hipertansiyon, diyabet, kronik akciğer hastalığı, kronik kalp hastalığı, kronik böbrek yetmezliği veya bağışıklık yetmezliği vb) kesin COVID-19 vakaları) listesi ilgili aile hekiminin sistemine günlük olarak bildirilmektedir. İlgili kişiler aile hekimleri tarafından 14 gün boyunca her gün aranarak sağlık durumlarının takibi yapılmaktadır. Zorunlu karantina koşullarına uymayan bireyler aile hekimleri tarafından 155 aranarak bildirilmektedir.

3-ÜNİVERSİTE HASTANELERİ

Coronavirüs-COVİD-19 nedeniyle kişiler gerek Devlet Üniversitesi Hastanelerine gerekse Vakıf Üniversitesi Hastanelerine müracaat edebilirler.

Coronavirüs-COVİD-19 nedeniyle Üniversite Hastanelerine başvuran bir kişinin test ,muayene ve tedavi masrafları Genel Sağlık Sigortası ( GSS  ) kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanır.  Üniversite Hastanesine gelen bir Coronavirüs hastasına sosyal güvencesine göre, Sağlık Bakanlığının her yıl yayımladığı Sağlık Uygulama Tebliği ( SUT ) rakamları üzerinden ücret Sosyal Güvenlik Kurumuna tahakkuk ettirilir. Kişinin Coronavirüs dışındaki hastalıkları için müracaatlarında ise masrafları devlet üniversitesi hastanelerinde yine GSS kapsamında karşılanacaktır, vakıf üniversitesi hastanelerinde ise fark ücreti hastalardan alınabilecektir.

4-ÖZEL HASTANELER

            20.03.2020 tarihinde Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanmış olan genelge uyarınca, yeterli donanıma sahip tüm özel ve vakıf hastaneleri pandemi hastanesi ilan edilmiştir. Böylece COVID-19 semptomları göstermekte olan kişiler bu hastanelere müracaat edebilecektir. Ancak söz konusu genelgede hastaların özel hastanelere COVID-19 nedeniyle başvurduklarında nasıl bir prosedür izleneceği hususu açıklığa kavuşturulmamış olup, bu durum birçok soru işaretine sebep olmuştur. Uygulamada özel hastanelerin COVID-19 semptomları ile başvuran kişilerden gerek test gerekse de yoğun bakım ve yatışa ilişkin ücret talep etmeleri üzerine pek çok tartışma konusu gündeme gelmiştir.

Son kertede 04.04.2020 tarih ve 31089 sayılı Resmi Gazete’de 2020/3 sayılı Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyon Kararına ilişkin tebliğ ile Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ yayınlanmıştır. Söz konusu tebliğ uyarınca, Özel Sağlık Kuruluşları ve Vakıf Üniversitesi pandemi hastanelerinde COVID-19 tedavisinde kullanılan tüm işlemler için ödeme planı belirlenmiş olup, bu doğrultuda hem pandemi bakım hizmeti hem de immün plazma tedarik ve uygulaması ile uygulamada kullanılacak ilaçlar GSS kapsamına dahil edilmiştir. Yine aynı düzenleme ile Erişkin-Çocuk Yoğun Bakım Hizmetleri içinde pandemi bakım hizmeti, birinci, ikinci ve üçüncü basamak yoğun bakımlar da SGK kapsamına alınmıştır. Yani başvuran bir kişinin pandemi bakım hizmeti Genel Sağlık Sigortası ( GSS  ) kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanır. Ancak önemle belirtmek gerekmektedir ki; özel hastanelerin fark ücret taleplerinde önemli bir yer tutmakta olan yatak, servis, oda vb. hastanedeki otelcilik hizmetleriyle ilgili bir değişiklik yapılmamıştır. Dolayısıyla yalnızca otelcilik hizmetlerine ilişkin özel hastaneler ücret talep edebileceklerdir.

5-ÖZEL SAĞLIK SİGORTALARI

            Özel sağlık sigortası sahibi kişiler yönünden bu sigortalar kapsamında sigorta şirketleri; coronavirüs teşhisi konulana kadarki dönemde tüm muayene ve tetkikleri karşılamakla yükümlüdür; ancak teşhisten sonradaki tedavi sürecinde özel sağlık sigortasının salgın hastalık kapsamında olan coronavirüsü karşılayıp karşılamadığı hususu tartışmalı olup farklı uygulamalar söz konusudur.

Sigorta sözleşmeleri Sigortacılık Kanununda düzenlenmiş olup; ana muhtevası Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenmektedir. Ancak işin özelliğine uygun olarak özel şartlar da düzenlenebilmektedir. Özel şartların; sigorta sözleşmelerinde ve özel şartlar başlığında açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bu sebeple ilgililerin sözleşmelerini kontrol etmeleri gereklidir. Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilmediği takdirde teminat kapsamında sayılır.

 Farklı şirketlerin özel sağlık sigorta poliçeleri incelendiğinde;

“Sağlık Bakanlığı tarafından resmen ilan edilmiş salgın hastalıklar veya Dünya Sağlık Örgütü tarafından dünyanın herhangi bir yerinde faz 5 ve üzeri olarak ilan edilen salgın hastalıklara ait her türlü sağlık giderleri (kolera, sıtma, kuş gribi, domuz gribi vb.) teminat kapsamına alınmamaktadır.” İfadelerine yer verildiği; dolayısıyla “salgın hastalıkların” sigorta şirketlerince teminat dışında tutulmuş olduğu görülmektedir. Nadir de olsa bazı sigorta şirketlerinin ise salgın hastalıkları teminat kapsamına aldığı görülmüştür.

Bu konuya ilişkin olarak öncelikle ikili ayrıma giderek karara ulaşmak doğru olacaktır:

  • Sigorta şirketi ile yapılan özel sağlık sigortalarında “salgın hastalık” teminat dahilinde ise; teminat dışında kalan durumlarda yer almıyorsa, sigorta şirketinin özel hastanede Covid-19 tedavisi sürecindeki masrafları karşılaması gerekmektedir.
  • Sigorta şirketleri ile yapılan özel sağlık sigortalarında teminat dışı sayılan durumlarda salgın hastalık var ise özel sigorta şirketleri kapsam dahilinde olmadığından ödeme yapamayacaklarını belirtmekteydi. Ancak; Corona virüs Özel Sağlık Sigortası ve Tamamlayıcı Sağlık Sigortası kapsamında olmamasına rağmen bazı sigorta şirketleri, sigortalılarının bu zor dönemde de yanında olmak için corona virüsü de sağlık sigortası kapsamına aldıklarını açıklamışlardır, kişilerin kendi sigorta şirketlerinden bunları doğrulamaları gereklidir.

6-ANKARA BAROSU YARDIMLAŞMA SANDIĞI (ABAYS)

Ankara Barosu Avukatları Yardımlaşma Sandığı Yönetmeliği ile yine işbu

Yönetmeliğe dayalı olarak düzenlenmiş olan Hastalık Yardımları Ve Fonu Uygulama Esasları’nda yer alan düzenlemeler çerçevesinde Abays üyesi avukatların sağlık yardımlarının içeriği belirlenmiştir ve sadece Abays üyesi avukatlar yararlanabilirler. ABAYS’a kayıtlı üyelerin hastalık halinin ortaya çıkması durumunda; hastane veya özel muayenehanelerde Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış doktorca yapılacak muayene giderleri vizite başına belli limitler ve yüzdelerle ödenir. Ayrıca TBB SYDF tarafından hak sahibi olarak kabul edilen üye ve/veya eşinin, SYDF tarafından yardım kapsamına alınmış bulunan her tür işlemlerinin giderleri, ABAYS sağlık yardımları açısından istisnadır ve bedelleri ödenmez.  

             Baromuz bu zorlu süreçte bir “Sağlık Destek Hattı” oluşturmuştur. Tüm Ankara Barosu Avukatları 03124167249 numaralı hattı arayarak danışmanlık hizmeti alabilecekledir. 

 

7- TTB SOSYAL YARDIM VE DAYANIŞMA FONU

TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu’ndan baro levhasına kaydı olan (aidat borcu bulunmayan) avukatlar ile sisteme aidat yatırarak dahil ettikleri avukat olmayan eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları (25 yaşla sınırlı) faydalanabilirler.  COVİD19 tanısıyla yapılan yatarak tedavilerin SYDF kapsamında olduğu açıklanmıştır.

Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu yatarak tedavi ve operasyonlarda geri ödemeler yapan tamamlayıcı sağlık sigortası niteliğinde bir sistemdir. Yatarak tedavi ve operasyon işlemlerinin hangilerinin ödeneceği Yönerge 1’de açıklanmış olup başlıcaları aşağıda sayılmıştır:

-Üyelerin yurt içi sağlık kuruluşlarında gördükleri yatarak tedavilerine ait (süit oda hariç), tek kişilik oda, yemek ve refakatçi masrafları,

-Yoğun bakım ünitelerindeki tedavileri,

-Yatarak tedavide kullanılan tanı ve tedavi yöntemleri, ilaç ve gerekli tıbbi malzeme ile protez-ortez giderleri,

-Hastanede yatış/yatış işlemi gören durumlar sırasında kullanılmasının zorunlu olması halinde; Türkiye’de bulunmayan ve muadili olmayan Sağlık Bakanlığı’nın izniyle ithal edilen ilaç (yıllık yardım limitinin %20’sine kadar ödenir) bedelleri,

Üyenin hastanede yatış işleminin gerçekleşmesi koşuluyla; bulunduğu mahalden hastaneye götürülmesi veya hastaneden hastaneye yatarak tedavi amaçlı nakillerindeki şehir içi veya şehir dışı ambulans hizmet bedellerini içermektedir.

Tedavi yardımları dışında, avukatların faydalanabileceği geçici iş göremezlik (analık, hastalık, olağan dışı yardımlar), acil destek, sürekli iş göremezlik yardımları gibi yardımlar da Yönerge 2’de tarif edilmiştir. Bunlardan; Hastalık Yardımından sadece Baro levhasına kaydı olan, borcu bulunmayan avukatlar faydalanabilir. Bütçe yılı içerisinde 90 güne kadar ödeme yapılabilir. Üyenin vefatı hâlinde, cenaze masraflarının karşılanabilmesi için de yardım bulunmaktadır.

            Sağlıklı günler dileğimizle meslektaşlarımıza ve kamuoyuna duyurulur.

ANKARA BAROSU SAĞLIK HUKUKU KURULU

Duyuru link : http://www.ankarabarosu.org.tr/HaberDuyuru.aspx?DUYURU&=4919

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu web sitesi, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda European Bank for Reconstruction and Development ve Turkey Mozaik Foundation destekleriyle yapılmıştır.