Ana SayfaBlogFaaliyetlerimizPandemide Derneğimiz“Herkesi korumadan kimseyi korumuş olmuyoruz”

“Herkesi korumadan kimseyi korumuş olmuyoruz”

Koronavirüs salgınında yüksek risk grubunda bulunan yaşlı nüfusa yönelik sağlık tedbirleri, dışlayıcı ve düşmanlaştırıcı tutumları da gözler önüne serdi. 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Gülüstü Salur ile 65 yaş üstüne uygulanan sokağa çıkma yasağını ve bunun toplumda yarattığı etkileri konuştuk.

beyond.istanbul

Mar 24 · 4 min read

65 yaş üstü için uygulanan dışarı çıkma yasağını nasıl değerlendirirsiniz? Hak perspektifinden bu ne anlama gelir?

65 yaş üstünün kronik hastalıkları olanlarla birlikte ağır hastalık, hastane yatışı, yoğun bakım ihtiyacı ve kayıplar açısından artmış bir riske sahip olduğunu biliyor ve bu nedenle daha özenle korunması gereken bir grup olarak tanınmasını kabul ediyoruz. Dışarı çıkma yasağını birkaç nedenle endişe ile karşıladık. Ciddi sağlık riskleri, salgın hastalık tehlikesinde hak perspektifinden basit bir “sokağa çıkma yasağı olmasın” itirazı yeterli ve doğru olmayacaktır bu hususta. Çünkü bunu yaşlılara bir ayrımcılık olarak kabul eden birçok kişi aslında toplu sokağa çıkma yasağı uygulanmasını savunuyor. Yani sokağa çıkma yasağı salgın hastalığın yayılmasını önlemenin tek yolu ise biz bunu bir hak ihlali olarak görmeyiz. Ama hastalığı yayan, ya da daha çok yayan yaşlılar değilken sadece yaşlıları ayrıştıran bir sokağa çıkma yasağının hem yaşlıları korumak için yeterli olmayabileceğini, hem de yaşlılara yönelik bir tepkiyi tetiklediğini üzülerek görüyoruz.

İzolasyon onları nasıl etkiliyor ve etkileyecek?

Aslında her yaştan insanın korku, kaygı, karmaşa içinde hissettiği günlerden geçiyoruz. Dayanışmaya, dertleşmeye, birbirimize sarılmaya çok ihtiyacımız var. Ama bizi korkutan şeyden uzak durmanın yolu birbirimizden de uzak durmak. Uzaktan destek olmayı, almayı becermek gerekiyor. Yaşlılar bu korkularında yalnız kalabiliyorlar. Zaten her gün görüştükleri dertleştikleri bir aile ferdi, komşu yoksa hastalık korkusu onları diğer sosyal alanlardan da mahrum ettiği için korkuyla yalnız kalabiliyorlar. Hele de yaşlılar kolay hastalanır, hastalanırlarsa da ölürler gibi söylemler görüyoruz ki birçok ileri yaştaki insanı çaresiz ve umutsuz bırakıyor. Gündelik dertlerine zaten kimseye yük olmadan çözümler geliştiren yaşlılar sosyal destekten iki türlü mahrum kalıyorlar: Bir yandan zaten dışarı çıkamıyorlar; öte yandan onlara telefonla da olsa, uğrayarak da olsa emek verecek gençler de bu hastalıkla ilgili bir korku, panik halindeler. Medya da belki daha sorumlu bir yayıncılıkla bu sürecin idaresine destek verebilir. Çünkü her gün açıklanan hasta sayıları, ölümlerin duyurulması, ilaç yok, malzeme yok, hastaneler yetmeyebilir haberleri hepimizi endişelendiriyor. Tabii ki haber hakkını kısıtlamadan hayatın normal devam edebilen taraflarıyla evde kalanları biraz sarıp sarmalamak gerekiyor. Hepimiz en çok sevdiklerimize sarılmayı özledik bugünlerde. Biz yaştakiler de karantina geçsin her gördüğümüz dosta, iş arkadaşına sarılacağız diye konuşuyoruz aramızda.

Yaşlılar için evde kalmamak neden önemli? Evden çıkmak, sokakta kamusal alanda olmanın anlamı ne?

Yaşlılar için evde kalmamak, sokağı, kamusal alanı yaşamak hayatın içinde olmanın önemli bir biçimi. Hem diğer kuşaklarla etkileşmenin, sosyalleşmenin bir gereği sokakta, dışarda olabilmek, hem de artık pek de kuşaklar bir arada yaşamadığı için yaşamsal gereksinimlerini gidermelerinin bir şartı çoğu zaman. Daha genç kuşaklar, evden çalışmak, teknolojiyle birçok hizmeti, hatta eğlenceyi evlerine getirmek gibi farklılıkların olduğu bir dünyayı yaşıyorlar, ancak ileri yaştakilerin henüz çok azı hayatla ilişkisini böyle kuruyor. Bizim en eve kapanmasından yakındığımız yaşlının bile, kesinlikle sokağa çıkmaması önerildiğinde birkaç seviyede tedirgin olduğunu biliyoruz. Bir kere onları ayrıştıran sebep onları çok korkutuyor, kaygılandırıyor. Bu korkuya içlerinden bir tepki duymamaları pek mümkün değil. Hatta göz ardı edilen bir şey de, bazı demans hastası yaşlılara bu durumun anlatılamaması. Herkes sokaktayken niçin onların çıkamayacağını anlamadıklarında da sorun ajitasyon boyutuna varabiliyor. Yaşlılar alışkanlıklarını kolay değiştirmek istemiyorlar. Her gün alışverişe, kahveye, camiye, deniz kıyısına gidiyorlarsa gene gitmeyi hayatın normal olduğu duygusunu sürekli kılmayı istiyorlar.

Evde sağlık hizmetinin desteklenmesi ve teletıp uygulamalarının acilen başlatılması gerekiyor.

Yaşlı nüfusun yüksek risk grubunda olmasının toplumda oluşturduğu yankıyı nasıl görüyorsunuz? “Yaşlıları koruyalım” çağrısının toplumsal yaşamdaki etkileri neler olacak?

Yaşlıları koruyalım diye bir ayrıştırmaya gerek var mı bilmiyorum. Tüm toplumu hasta olmaktan, hastalığı bulaştırmaktan korumamız gerekiyor. Çünkü herkesi korumadan kimseyi korumuş olmuyoruz. Toplumda görülen yankı ile sosyal medyada gördüklerimiz ne kadar uyumlu, ben belki de en çok bugünlerde zorlanıyorum; çünkü sokağın nabzını tutmak başka, sosyal medyada korkusunu, öfkeye ve nefret söylemine dökmüş kişilerin gözünden olayları okumak başka. Ben iyimser olmak istiyorum. Saygısız, özensiz dilin eleştirildiğini çoğalmadığını sevinerek izliyoruz. Niyeti kötü olanlar gene de toplumumuzun küçük bir kesimi. Onlar her zaman düşman olacak bir şey buluyorlar kendilerine. Onları görünür kılmamak, referans almamak da bizim sorumluluğumuz.

Mevcut uygulamalara ve kararlara alternatif olacak önerileriniz var mı?

Mevcut uygulamalarla ilgili en önemli nokta evinde kalan yaşlıların gereksinimlerinin karşılanmasının pratik yönleri. Bu karantinanın/yasağın ne kadar sürmesi gerektiğini hâlâ bilmediğimiz için büyük bir belirsizlik ve her an artabilecek bir umutsuzlukla sosyal ve psikolojik olarak mücadele etmemiz gerekiyor. Tekrar burada hem medyaya hem de yerel yönetimlere, kamuya büyük görev düşüyor. Toplumsal dayanışma bilincimiz çok güzel ama yardımlaşmanın yaşlı güvenliği açısından çok özenli gerçekleşmesi gerektiğini biliyoruz. Bu sebeple doğru mesajların, destekleyici önerilerin medya aracılığıyla verilmesi, gıda, temizlik malzemesi, ilaç gibi ihtiyaçların büyük ölçüde apartman, mahalle bazında karşılanması gerekiyor. Koronavirüs dışı sağlık sorunları açısından da risk grubunda olan yaşlılarda hastaneye gitme çekinceleri gelişeceği için evde sağlık hizmetini desteklenmesi ve teletıp uygulamalarının acilen başlatılması gerektiğini de eklemeleyiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu web sitesi, Sivil Toplum için Destek Vakfı koordinasyonunda European Bank for Reconstruction and Development ve Turkey Mozaik Foundation destekleriyle yapılmıştır.