Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.
Evet, evde kalanlar çok sıkıldı, tünelin ucunda ışık göründü mü bilmiyoruz. Ne zaman bitecek bu karantina? Bu iki hafta hala çok kritik! Yaşlılara park izni, kısıtlı zamanlarda sokağa alışverişe çıkma izni için kampanyalar başlatıldığını görüyorum. Elim tuşlara gidiyor duruyorum.
12:59 · 21 Nis 2020·Twitter for iPad
Karantina’nın en gevşek yaşandığı Amerika Birleşik Devletlerin’de bile ileri yaştakilere ve yüksek riski olanlara hala evde kalın diyor uzmanlar.
Başlangıçta karantinaya uymak umudumuzu besledi hepimizin, bu salgın karşısında çaresiz olmadığımızın kanıtı idi evde kalmanın koruyuculuğu. Fiziksel mesafeyi korumak, salgının üstesinden gelecek hepimizin sarıldığı bir araç oldu. Sabrettik, sabrediyoruz birlikte iyileşmek için.
Yaşlılara park izni diye çok cazip bir tag açılmış.. tag’leyip yazmak ne güzel geliyor bana da. Kaçımızın evinin yürüme mesafesinde kalabalıktan korunarak yürüyüş yapacağımız park var merak ediyorum.
Aman eve kapanmayın, hareketli aktif olun, hayatın içinde olun dediğimiz ileri yaştakilere, bir ayı geçti evde kalın dedik. Şimdi biliyoruz çok sıkıldılar, sabırları taştı. Hadi park izni çıksın diyoruz. Keşke kolay bir reçete olsa. Herkese iyi gelecek.
Sadece 65+ diğer yaştakiler evdeyken parka çıkacaksa, yalnız çıkamayan yaşlılar ne yapacak mesela? Sabah erken çıksınlar diyenler var, aslında çoğu yaşlı erken kalkmıyor, ya da afyonu patlamıyor. Saat sınırlaması doğru olur mu peki? Tam serbestlik olsa bu sefer suistimal mi olur.
Özel ihtiyacı olanları yaşsız düşünmemiz lazım. Eve kapalı kalmanın fiziksel ve ruhsal açıdan kabul edilmez ya da sürdürülemez olduğu kişiler için yaştan bağımsız uygulamaları talep ve teşvik etmek bana da çok mantıklı geliyor.
Sonuçta bu bir sıkı yönetim değil. Aslında karantinanın mantığını kavramayan ve ona göre hareket etmeyen kişi ve toplumların bu salgından asgari zararla çıkması pek mümkün görünmüyor.
Özellikle demans hastaları sokağa çıkma yasağını kavramakta güçlük çekebildikleri gibi, eski düzenlerinden farklı bir düzene zorlanmaları sağlıkları açısından yeni riskler yaratabiliyor. Ajitasyon, uyku bozukluğu, fiziksel kapasite azalması giderek daha çok kişinin sorunu oluyor.
Nasıl bir çözüm bulabiliriz covid-19 enfeksiyonundan korunurken ruh sağlığımızı kaybetmemek için. Bahar da geldi, çoğumuz için evde olmak demek malesef doğaya mesafeli olmak demek. Zaten doğaya hasret olunan kalabalık şehirlerde de sokakta olmak riski artırmak demek.
Bu mecrada güzel fikirler çıkıyor, ama kağıt üstünde cazip görünen fikirlerle çok emek verilmiş karantina sürecini delmeden ilerleyelim. Aklıma doktorum izin verdi diyip günde tek sigardan, bir paket sigaraya bir haftada çıkan hastalar geliyor, korkuyorum ne yalan söyleyeyim.
Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yaşlılara park izni verilen saatler, market alışverişi için ayrılan saatler olduğu haberlerini alıyoruz.
Yalnız yaşayan yaşlılar, kalabalık bir aile ortamında yaşayanlar, hasta yaşlılar hepsinin gereksinimleri de dayanma kapasitesi de aynı değil.
Herkesin farklı nedenleri var dışarı çıkmak istemek için. Kimi temel ihtiyaçlarını alıştığı gibi gidermeye devam etmeyi özledi. Kimseye fazla bağımlı olmadan. Kimi karantinayı hapiste olma ihtiyacı ile özdeşleştiriyor, özgürlüğünü özledi.
Kimi normalini özledi, her ne idiyse o normal? Bu halimiz değildi. Kimi sadece baharın tadını almak istiyor. İnsan görmeyi, şehrin sesini, kokusunu özledik bir çoğumuz. Araba kullanmayı, biraz trafiği bile özleyenler de vardır mutlaka.
Herkesin sabrı farklı kanallardan besleniyor. Her yaştan insanın sabrını nasıl besleyeceğiz onun çarelerini birlikte arayalım. Herkesin ihtiyacı farklı olabilir. Aile, komşu, mahalle temel alınıp eve kapalı kalanların nesi en eksik kalıyor, nasıl tamamlarız düşünelim tartışalım.