Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Konseyi bünyesinde, yaşlı bireylerin hakları konusunda üye devletleri bağlayacak uluslararası bir hukuksal belge oluşturmak üzere ilk somut adımı attı. Bu konuda BM bünyesinde 14 yıldır çalışan Yaşlanma Konusunda Açık Uçlu Çalışma Grubu OEWGA, son olarak geçen yıl, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na, kadın, çocuk ve engelliler için yayınlanan Uluslararası Sözleşmelere benzer bir hukuksal araç hazırlanması çağrısında bulunmuştu. Gazete Oksijen’den Elif Ergu Demiral bu çalışmaları adım adım izleyen hak savunucusu Doç. Dr. Selma Acuner’le konuştu.

Dünya nüfusu hızla yaşlanıyor. 1950’li yıllarda 65 yaş üstü ve üzeri insan sayısı dünya nüfusunun yüzde 5’i kadardı. 2021’de bu oran yüzde 10’a yükseldi. 2050’de ise her 6 kişiden birinin 65 yaş ve üzeri olması öngörülüyor.
Hızla değişen, dönüşen ve dijitalleşen dünyanın yaşlı nüfusa da hazırlanması gerekiyor. Yapay zeka gibi teknolojilerin hızla ilerlemesi yaşamın birçok yönünü kolaylaştırıyorsa da bu ilerleme, toplumun bazı kesimlerini geride bırakma riskini de beraberinde getiriyor. Yoksulluğun çok yaygın olduğu yaşlı nüfus ve özellikle kadın nüfusu, yapay zeka ve gelişen teknolojilere erişemediği için dijital dünyaya ayak uydurmakta zorlanıyor ve bu durum, onların toplumdan giderek daha fazla dışlanmasına yol açabiliyor.
Yeni teknolojiler bazı fırsatlar sunduğu kadar, zaten çok yönlü zorluklarla karşı karşıya olan yaşlı hakları açısından ciddi riskler de barındırıyor.
Patiska Platformu – Yeni Teknolojiler ve Yaşlılıkta Kadın’ın kurucusu Doç. Selma Acuner Birleşmiş Milletler’in bu konuda gerçekleşen çabalarını, adımlarını yakından izliyor. Acuner, Türkiye’nin de yaşlılar için politikalar üretmesi ve BM’nin attığı adımların da izlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Acuner, “Türkiye’de yaş ayrımcılığı (ageism) yaygın bir sorun ve bu zaman zaman kendini bir insan hakları ihlali olarak da gösteriyor. Unutmamak gerekir ki, özellikle pandemi döneminde 65 yaş ve üzeri bireylere sert tedbirlerle sokağa çıkma yasakları uygulanmış, yaşlıların özgürlüklerini kısıtlamıştı. Bu yasaklamalar sosyal izolasyona maruz bırakılmalarına yol açmıştı. Buna ek olarak son derece düşük emekli maaşları ile yaşam mücadelesi vermekte olan bu nüfusa yönelik etkin politikalar geliştirilmesi önümüzdeki dönemlerin en önemli alanlarından biri olarak duruyor” diyor.
Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar, yaşlıların dijital dünyaya entegrasyonunu kolaylaştıracak politikalar geliştirmek için bir süredir çeşitli önlemler getirmeye çalışıyor. Acuner 3 Nisan’da BM’nin attığı adımın önemine dikkat çekiyor.

Birleşmiş Milletler’in Cenevre merkezinde, İnsan Hakları Konseyi’nin de toplandığı “İnsan Hakları ve Medeniyetler İttifakı Salonu”
Yeni bir uluslararası sözleşme yolda
Geçen hafta, Birleşmiş Milletler (BM), yaşlı bireylerin insan haklarını daha etkin şekilde korumak amacıyla bir adım attı. 3 Nisan 2025 tarihinde BM İnsan Hakları Konseyi 58. Oturumu’nda, yaşlıların haklarına ilişkin ‘’bağlayıcı bir uluslararası sözleşme taslağını’’ hazırlamak üzere hükümetler arası açık uçlu bir çalışma grubu kurulmasına karar verildi. Bu karar, yaşlı bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının yıllardır sürdürdüğü kararlı savunuculuk çalışmalarının meyvesi niteliğinde. Karar, dünya genelinde artan yaşlı nüfusu ve bu bireylerin haklarını koruma konusunda uluslararası hukuki çerçevelerdeki mevcut boşluklara dikkat çekiyor.
Birçok ülke, yaşa dayalı ayrımcılıkla mücadele, sağlık hizmetlerine ve sosyal korumaya erişimin sağlanması ve yaşlı bireylerin topluma tam katılımının teşvik edilmesi için kapsamlı bir hukuki düzenlemeye ihtiyaç olduğunu vurgulayarak kararı destekledi. Çin ve Japonya gibi bazı ülkeler kararın oluşturulmasında fikir birliği, önceliklendirme ve finansal etkiler konusunda çekincelerini dile getirse de, Japonya sonunda fikir birliğine katıldı ve karar oylama yapılmadan kabul edildi.
Bu noktaya nasıl gelindi?
Bu gelişme, 2010’da kurulan Birleşmiş Milletler Yaşlılık Konusunda Açık Uçlu Çalışma Grubu’nun (OEWGA) 14 yıllık çabasının ardından geldi. OEWGA, yaşlı bireylerin karşılaştığı hak ihlalleri, yaş ayrımcılığı, sağlık hizmetlerine erişim ve sosyal koruma gibi konuları küresel gündeme taşıdı. OEWGA’nın ilk oturumu 2011’de gerçekleştirildi. Bu toplantılara BM üye devletleri, ulusal insan hakları kurumları, sivil toplum kuruluşları ve diğer paydaşlar katılarak, yaşlı bireylerin karşılaştığı zorluklar, yaş ayrımcılığı, yaşlı istismarı, sağlık hizmetlerine erişim, sosyal koruma ve özerklik gibi konular üzerine açık bir diyalog ortamı oluşturuldu.
Zaman içinde, özellikle sivil toplum kuruluşları ve bazı üye devletler, yaşlı bireylerin haklarına dair yeni bir uluslararası sözleşme oluşturulması yönünde artan bir destek gösterdi. Mayıs 2024’te alınan kararla, mevcut uluslararası hukukta yaşlıların haklarını koruma konusunda ciddi boşluklar olduğu açıkça ifade edildi. Ardından, BM Genel Kurulu’nun Ağustos 2024’te aldığı 78/324 sayılı kararla OEWGA görevi tamamladı ve konu İnsan Hakları Konseyi’ne devredildi. 3 Nisan 2025’de çıkan karar bu doğrultuda sürmekte olan çalışmaların devamı niteliğinde.

Doç. Dr. Sema Acuner
Bu sadece teknolojik değil sosyal bir mesele
Uzmanlar, yaşlı bireylerin dijital dünyada karşı karşıya kalabileceği risklere dikkat çekiyor:
- Dijital dışlanma: Teknolojik okuryazarlık eksikliği nedeniyle birçok yaşlı birey yeni sistemlerden dışlanıyor.
- Mahremiyet tehlikesi: Sağlık ve yaşam verilerinin toplanması, veri güvenliği konusunda endişeleri artırıyor.
- Önyargılı algoritmalar: Yapay zekâ sistemlerinin, yaşa dayalı ayrımcılığı yeniden üretme riski bulunuyor.
- İnsani kararların otomasyona devri: Bazı hizmetlerde yapay zekâ destekli karar sistemlerinin insani değerlendirme yerine geçmesi, yaşlıların bireysel durumlarının göz ardı edilmesine yol açabiliyor.
Neler yapılmalı?
Yaşlı hakları savunucuları, bu süreçte yaşlı bireylerin sadece kullanıcı değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme süreçlerine de dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, devletlerin yaşlılara yönelik dijital okuryazarlık programlarını yaygınlaştırması, algoritmaların denetlenebilir ve şeffaf hale getirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarında insan hakları temelli yasal çerçevelerin oluşturulması gerektiği ifade ediliyor.
Uzmanlar, yaşlı bireylerin yalnızca bakımın değil, hakların da öznesi olması gerektiğini savunuyor.
Türkiye’de ise, hızla artan yaşlı nüfusun yapay zekâ destekli sistemlerden nasıl etkileneceğinin, artık yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda sosyal bir mesele olarak da ele alınması gerekiyor.
Toplumlar yaşlanmaya devam ederken çözüm bekleyen en önemli politika alanlarından biri de yoksullukla mücadele eden ve bakım hizmetlerine yeterince ulaşamayan, ciddi barınma sorunları yaşayan yaşlı kadınların karşı karşıya kaldığı temel sorunlar.
Yaşlı haklarından söz edebiliyor muyuz?
Mevcut durum bu konuda adımlar atılmasının ne derecede önemli olduğunu ortaya koyuyor.
- Yaşlı bireylerin korunmasına yönelik mevcut insan hakları standartlarında ve yasalarında ciddi boşluklar bulunuyor.
- “Yaş”, cinsiyet, ırk, etnik köken, dil veya din gibi ayrımcılık kategorileri arasında yer almıyor.
- Yaş ayrımcılığı ve yaşçılık, dünya genelinde yaygın olarak kabul görüyor.
- Yaşlı bireyler genellikle hak sahibi bireyler olarak değil, sosyal yardımın nesnesi olarak görülüyor.
- Kriz dönemlerinde yaşlı bireyler orantısız şekilde yoksunluk ve dışlanmaya maruz kalıyor.
- En acil sorun: ‘’Yoksulluk’’. Bu, evsizlik, yetersiz beslenme, tedavi edilmeyen kronik hastalıklar, temiz su ve sanitasyona erişimsizlik, ilaç ve tedavi masraflarının karşılanamaması ve gelir güvencesizliği gibi öğeleri içeriyor. Bunların bir kısmı Türkiye için de geçerli.
- Yaşlı bireyler fiziksel, sözel, cinsel, psikolojik ya da finansal istismar ve şiddete daha açık ve bu durumun sonuçları daha ağır olabiliyor.
Farkındalık artacak
Doç. Dr. Sema Acuner, yeni oluşturulacak sözleşmenin, yaşlı bireyleri hak sahibi olarak tanıyan, yaşlılığa özgü zorlukları içeren ve devletlere açık sorumluluklar yükleyen kapsamlı bir belge olacağını söylüyor. Bu sözleşme sayesinde:
- Yaşlı bireylerin insan hakları tanınacak ve güçlendirilecek.
- Yaş ayrımcılığı ile mücadelede küresel bir araç sağlanacak.
- Devletler politika geliştirme, veri toplama ve yaşlı odaklı programlar konusunda yükümlülük altına girecek.
- Kamuoyunda yaşlı haklarına dair farkındalık artacak.
Yeni sözleşme, yalnızca bir belge değil; dünya genelindeki yaşlı bireyler için hak, onur ve eşitliğe dayalı bir geleceğin kapısını aralayacak güçlü bir adım aynı zamanda.
Elif Ergu Demiral’ın haberi 11.04.2025 tarihinde Oksijen gazetesinde yayınlandı.
BM İnsan Hakları Konseyi’nin yaşlı bireylerin insan hakları konusundaki kararının tam metnini ve kısmî/resmî olmayan çevirisini web sitemizde Kırkambar sayfalarında bulabilirsiniz.